(3402 S. K. m. 18)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.5.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ile mera olarak sınırlandırılmasının istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 5.11.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 112.476 metrekare yüzölçümündeki 312 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi hükmünce ham toprak niteliğinde dava dışı Hazine adına tespit edilmiş kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan Bahri Bahar mirasçılarının aynı yer mahkemesinde açtığı tapu iptal ve tescil davası kısmen kabul edilerek taşınmazın davalının da mirasçısı olduğu Bahri Bahar mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, hüküm Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiştir.
Eldeki dava ise belediye tüzel kişiliği tarafından taşınmazın mer'a olduğu iddiası ile açılmış, mahkemece dava kabul edilmiş hükmü davalı temyiz etmiştir.
Az yukarıda sözü edildiği üzere taşınmazın kadastro sırasında saptanan niteliği ham toprakdır. Tapu iptali ve tescil davasında ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen 18.6.1998 günlü raporda ise dava konusu taşınmazın kuru kültür taşınmazı olduğu saptanmıştır. Esasen bu olgu mahkemece yapılan keşif soncu düzenlenen 22.9.2004 günlü raporda da vurgulanmış, ancak sonuçta çekişmeli yerin mer'a vasıflı olduğu söylenmiştir. Anılan bu raporun başlangıcında yapılan tespit ve varılan sonuç bakımından çelişkilidir. Davacı Belediye Tüzel Kişiliğinin taraf olmaması sebebiyle Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.10.1999 tarih ve 1999/31-58 sayılı kararı kesin hüküm sonuçlarını meydana getirmese bile derecattan geçerek kesinleşen hüküm dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil edecek yerlerden olduğunu belirlediğinden güçlü bir delildir. Kişilerin hukuka olan güveni kesinleşen mahkeme kararlarının uygulanmasını gerektirdiğinden ve çelişkili olsa dahi alınan 22.9.2004 tarihli raporda da taşınmazın tarım taşınmazı niteliği saptandığından davanın reddi yerine istemin hüküm altına alınması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy