(4721 S. K. m. 747, 748) (743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.7.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.11.2002 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.9.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili Av. Reşide Özen geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanunu'nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı adına kayıtlı 1 parsel numaralı taşınmazın genel yol ile bağlantısının bulunmadığını belirterek davalılara ait parsellerden geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü davanın reddini savunmuş, diğer davalılar duruşmalara katılmamışlardır.
Mahkemece, davacının geçit hakkı istediği yerin kadim yol olduğu gerekçesi ile hüküm altına alınan yerden 1 parsel lehine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Ancak, kadim yol iddiası yargısal yoldan kanıtlanıp yol olarak terkin edilebilecek iken ve talepte geçit hakkı kurulması isteğine ilişkin olduğu halde kadim yol olduğu kabul edilen yerden geçit hakkı kurulması az yukarıda açıklanan ilkelere ve yasa hükümlere aykırı olmuştur.
Belirtilen nedenle mahkemece, mahallinde uzman ve yerel bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılarak davacı parselinin genel yol ile bağlantısını sağlayacak tüm alternatif yollar saptanmalı, yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilerek en uygun yerden geçit hakkı kurulmalıdır. Tüm bu hususların gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup hüküm bozulmalıdır.
Davacıya ait 1 parsel numaralı taşınmazın kuzeydoğusundaki yolun araştırılmaması, kurulan geçidin ilkelere aykırı olarak davalı parselini ikiye bölmesi, yargılama harç ve giderlerinin davanın niteliği gözetilerek davacı üzerinde bırakılmaması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 400 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Vakıflar Genel Müdürlüğüne verilmesine, 27.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy