(3402 S. K. m. 12/3) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.5.2003 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 9.9.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Sultan Beyazıt Vakfının gayrisahih vakıflardan olduğu saptanmış, ancak dava 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildiğinden bahisle reddedilmekle birlikte Sultan Beyazıt Vakfı'nın taviz bedeline tabi olmadığının tesbitine karar verilmiştir.
Davacının maliki olduğu 3674 parseldeki zemin kat 1 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydında vakıf şerhi yazılı değildir. Ne var ki; bu parselin evveliyatı olan 1256 parselde vakıf şerhi vardır. Başlangıçta olan vakıf şerhinin intikal (gitti) kayıtlarına sonra işlenmemiş olunması yeni maliki bu yükümlülükten yani taviz bedelini ödemekten kurtaramayacağı için davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, HUMK. nun 74. maddesi uyarınca hakim iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlıdır. İstemden fazlasına veya başka bir şeye hüküm verme olanağı yoktur. Davada, davacı tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkinini istediğine bu istek hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddedildiğine, aleyhine olan bu hükmü davacı temyiz etmediğine göre, eda istemi red olunan davacının talebi içinde bir tesbit isteminin de olduğunun kabulü olanaklı değildir. Kaldı ki, mahkemece kamu düzenine ilişkin hak düşürücü sürenin varlığı saptanarak dava bu nedenle reddedildiğinden başka bir incelemenin ve tesbitin yapılma olanağı yoktur. Zira, hak düşürücü sürenin varlığı davanın görülmesini engelleyen olumsuz dava koşullarındandır. Böyle olunca, mahkemece davanın 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi gereğince reddi ile yetinilmesi yerine, yeri olmadığı halde ayrıca tesbit hükmü kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 16.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy