(743 S. K. m. 650) (4721 S. K. m. 724)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.4.2002 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.3.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Medeni Kanun'un 724. maddesi (önceki Medeni Kanunun 650 maddesi) uyarınca açılan temliken tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı ortağı Hanifi Kaynak'a ait 430 (yeni 304 ada 8) parsel sayılı taşınmaza ortağı ile birlikte bina yapımına başladıklarını, ancak taşınmazın Hanifi'nin borçları nedeniyle satışa çıkarılması nedeniyle icradan satın alıp, iyi niyetle inşaata devam ederek binaları tamamladığını, Ne var ki; satış vaadi alacaklısı davalının aleyhine açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının yargılamaları sırasında kendisine usulsüz tebligat yaptırılmak suretiyle taşınmazın davalı adına tescilinin sağlandığını ileri sürerek temliken tescil istemiştir.
Dava konusu 430 (yeni 304 ada 8) parsel sayılı taşınmaz Hanifi Kaynak tarafından davalı Daniş Boroğlu'na satışı vaad edilmiş ve bu satış vaadi sözleşmesi tapuya 5.7.1994 tarihinde şerh edilmiştir. Daha sonra taşınmaz Hanifi'nin borçları nedeniyle İcra Müdürlüğünce satışa çıkartılmış, 3.4.1995 tarihli açık artırma ilanında taşınmaz içerisinde iki katlı yapı olduğu ve taşınmaz üzerinde 5.7.1994 tarihli tamamı 1.071.000.000 TL bedelli Daniş Boroğlu lehine satış vaadi şerhi bulunduğu ve alıcısının taşınmazı satış vaadi ile yükümlü olarak alabileceği belirtilmiştir. Davacı da taşınmazı açık artırmadan satış vaadi şerhi ile yükümlü olarak satın almış ve 2.8.1995 tarihinde tapuda adına tescil edilmiştir. Ancak, satış vaadi alacaklısı Daniş Boroğlu'nun bu satış vaadi sözleşmesine dayanarak davacı aleyhine tapu iptali ve tescil istemi ile açmış olduğu dava neticesinde, Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/832 esas 1996/941 karar sayılı ilamı ile taşınmazın Daniş adına tesciline karar verilerek, tapuda 7.3.1997 tarihinde davalı adına kayıt olunmuştur.
Davacı bu davadan sonra, tapu iptali tescil davasının yargılamaları sırasında kendisine usulsüz tebligat yapıldığını ileri sürerek yargılamanın iadesi istemiş ise de; bu davası da Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/646 esas 1998/50 karar sayılı ilamı ile reddedilmiş, karar Yüksek Yargıtay 1. Hukuk Dairesince onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Temliken tescil davasının kabulü için gerekli koşullardan birisi ve en önemlisi, yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olmasıdır. Davacı, taşınmazı cebri icradan satın aldıktan sonra önceden yarım kalan inşaata iyi niyetle devam ederek tamamladığını ileri sürmüş ise de; Dava konusu taşınmaz İcra Müdürlüğünce satış vaadi şerhi ile yükümlü olarak satışa çıkartılmış, davacı da bu şerhi bilerek satın almıştır. Davacı satış vaadi şerhini bilerek satın aldığına göre, satış vaadi alacaklısının bu hakka dayanarak kendisi aleyhine her an dava açabileceğini de bilmektedir. Hal böyle olunca; davacının daha önce yarım bırakılan inşaatları tamamladığını ileri sürdüğü dönemde iyi niyetli olduğunun kabul mümkün değildir.
Davada, iyi niyet koşulu (sübjektif koşul) gerçekleşmediğinden davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 25.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy