(743 S. K. m. 668) (4721 S. K. m. 744) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.5.2004 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.4.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar İsmihan ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunun 744 (önceki Medeni Kanun'un 668.) inci maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca; Her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de irtifak için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmiş ise, bu bedelin ödenmesinin mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacağı durumlarda, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, adına kayıtlı 11 ve 2 parsel numaralı taşınmaz ile eşi Fatma adına kayıtlı 7 parsel numaralı taşınmazdaki zirai faaliyetin yürütülebilmesi için gerekli olan suyun temini amacıyla davalıya ait 13 ve 267 ada 7 parsel numaralı taşınmazlardan mecra hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan İsmihan, sulamanın DSİ tarafından yapılan kanaletlerden yararlanılarak pompalama yöntemiyle yapılabileceğini belirterek davanın reddini istemiş, davalı Ahmet davayı kabul etmiş, diğer davalılar davaya katılmadıkları gibi herhangi bir beyanda da bulunmamışlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı İsmihan ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mecra hakkı kurulması isteğine ilişkin olup, bu davalarda irtifak hakkı, taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Eldeki davada, lehine mecra hakkı kurulması istenilen 242 ada 7 parsel numaralı taşınmaz dava dışı Fatma Çekirdek'e ait olduğu halde bu parselde hak sahibi olmayan davacı Osman Çekirdek tarafından açılan dava sonucu lehine hüküm kurulmuş olması ve aleyhine hüküm kurulan Karayolları Genel Müdürlüğü ile Hasan Keser'in dahili dava dilekçesi ile davaya katılımları sağlanmak suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece; lehine mecra hakkı istenilen 7 parsel numaralı taşınmaz maliki Fatma Çekirdek tarafından açılacak davanın koşulları bulunduğu takdirde eldeki dava ile birleştirilerek, davalıların da ya harçlandırılmış dilekçe ile ya da aleyhlerine açılacak davanın bu dava ile birleştirilmesi suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıdaki ilkeler de gözetilmek suretiyle bir karar verilmelidir. Belirtilen eksiklikler giderilmeden işin esasına girilerek karar verilmiş, olması doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Kabule göre de; sulama gereksiniminin, davalının savunması ve arazi yapısı ile diğer sulama olanakları da gözetilerek başka yolla ve daha uygun şekilde sağlama imkanının bulunup bulunmadığının yeterince incelenmemesi,
Davacının istemi dışındaki tüm seçeneklerin uzman bilirkişilerin katılımı ile yapılacak keşif ve raporlar ile saptanarak en uygun yerin araştırılmaması,
Hükümde, HUMK. nun 388. maddesine aykırı olarak hangi parsel lehine hangi parsellerden kaç metrekare miktarında mecra hakkı tesis edildiğinin açıkça belirtilmemiş olması,
Hüküm altına alının mecranın bazı parsellerde kullanım bütünlüğünü engelleyebilecek nitelikte taşınmazı ikiye bölmesi,
Karayolları kamulaştırma sahası içerisinden mecra hakkı tesisinde bir sakınca ve engel bulunup bulunmadığının bilirkişi rapor ve krokisi de gönderilmek suretiyle ilgili müdürlükten sorulmaması, depo ettirilen bedelden hangi parsel için ne kadar ödeme yapılacağının hükümde belirtilmemesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 04.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy