(3402 S. K. m. 12) (4721 S. K. m. 724) (743 S. K. m. 650)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.6.2003 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.6.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 184 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 600 metrekarelik kesimini kadastrodan önce 15.12.1982 tarihli harici satış senedi ile satın alarak üzerine iyiniyetle 1983 yılında bina yaptığını ileri sürerek muhik tazminat karşılığı temliken tescil istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü davalı Yeranuhi Baran, Hatice Nur Korur, Suat Nişanal, Mine İpek Nişanal ve Hayri Alper Nişanal vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 724. maddesi (önceki Medeni Kanunun 650 maddesi) uyarınca açılmış temliken tescil davasıdır. Anılan madde gereğince tescil kararı verebilmek için objektif ve subjektif koşulların gerçekleşmesi gerekir. Objektif koşul bina değerinin arsa değerinden fazla olması, subjektif koşul ise bina yapan kişinin iyiniyetli olmasıdır.
Davacı kadastrodan önce 15.12.1982 tarihli harici satış senedi ile Rafia Gürcan'dan satın aldığı yer için anılan satış senedi tespit tutanağına da geçirilmek suretiyle 104 parsel sayılı taşınmazda 600/4582 pay adına tescil edilmiş, daha sonra bu taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılarak, imar uygulaması sonucu oluşan dava konusu 184 ada 3 parsel sayılı taşınmazda davacı adına 110/948 pay tescil edilmiştir. Davacı bina yaptığı sırada çekişmeli taşınmazda bayii Rafia dışında başkalarının da paydaş olduğunu bilmesi gerektiğinden iyiniyetli olduğunun kabulü mümkün değildir.
Kaldı ki; 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesi uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak itiraz olunamaz. Dava konusu taşınmazın kadastrosu 27.6.1991 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı kadastrodan önceki nedenlere dayandığından 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir.
Davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 27.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy