14. Hukuk Dairesi 2006/11070 E., 2006/13549 K. TAPU İPTALİ VE TESCİL TAPUYA ŞERH VERİLMESİ
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1000 ] 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1021 ]
"İçtihat Metni"
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.12.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.03.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, davalı Hazine adına kayıtlı taşınmazların 2981 sayılı İmar Affı Kanunu'nun 10. maddesine dayanılarak, iptali ve tescil istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz, başlangıçta 8993 ada 1 parsel sayısı ile davalı Hazine adına kayıtlıdır. 1972 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla park ve yeşil alan olarak kullanılmak üzere A... Belediyesi adına temlikine karar verilmiş, 1987 yılında ve daha sonraki zamanlarda yapılan imar planı tadilatları sonucu Hazine'nin kısmen bütün olarak, kısmen de paylı biçimde malik olduğu değişik parsellere gitmiştir.
Davalı, gerek davaya verdiği cevap dilekçesinde, gerekse bilirkişi raporunun düzenlenmesinden sonra taşınmaz üzerinde 6785 sayılı Kanun'un 31. maddesine göre "terk edilemez, satılamaz, amacı dışında kullanılamaz, imar planı değişikliği ile başka amaca tahsis edildiği takdirde tapu kaydı ihyaen Maliye Hazinesi'ne tescil edilir" şerhi bulunduğunu, bu şerh uyarınca Belediyenin imar planına alsa da taşınmazı yeşil alan ve park dışında tasarruf edemeyeceğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, öncesi 8993 ada 1 parselde veya bunun gittilerinde savunulduğu gibi bir şerh bulunup bulunmadığı hususu üzerinde durulmamıştır. Gerçekten, dava konusu taşınmaz kaydı üzerinde savunulduğu gibi kısıtlayıcı bir şerh varsa ve bu şerh tapu kütüğünde mahsus hanesine yazılmış ise, taşınmaz malın tasarrufunu kısıtlayacaktır. Her ne kadar verilen şerh ayni hak niteliğinde değil ise de, kaydın maliki halen davalı Hazine olduğundan bunun sonuca etkisi yoktur. Ancak, şerh o taşınmaz üzerinde imar değişikliği suretiyle de olsa, sonradan kazanılan hakların sahiplerine -somut olayda davacı Belediyeye karşı- ileri sürülebilir. Bunun sonucu olarak da davalı Hazine şerhin kendisine sağladığı hakları kullanabilir ve taşınmaz imar planı tadilatı suretiyle özel mülkiyete konu eşya haline getirilemez.
Bu durumda, mahkemece davalının savunduğu gibi çekişme konusu taşınmazın öncesi veya gitti kayıtlarında kütüğün beyanlar hanesine kısıtlayıcı şerh konulup konulmadığı, kayıt ilk tedavülünden tüm gittileri ile birlikte getirtilerek incelenip araştırılmalı, böyle bir şerh varsa kayıt maliki tarafından mülkiyeti kısıtlandığından tahsis edilen amaç dışında kullanma olanağı bulunmadığından dava reddedilmelidir. Değinilen bu yön üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün (BOZULMASINA), 21.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy