(818 S. K. m. 213) (1512 S. K. m. 89) (4721 S. K. m. 706)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 9.11.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.12.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Ali Kemal Kölemen tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı 967 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payını 2.11.1992 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalı Ali Kemal Kölemen'den satın aldığını, sonradan Davalı Ali Kemal'in satışa konu bu payı mal kaçırmak niyeti ile diğer davalı Emine Solak'a sattığını bildirerek iptalini ve adına tescilini istemiş, Davalı Ali Kemal, iptal ve tescili istenen payı davacıya olan borcuna karşılık teminat olarak verdiğini, Davalı Emine Solak iyi niyetli olduğunu bildirerek davanın reddini istemiş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı Ali Kemal Kölemen temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre Ali Kölemen'in diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacı ile davalı Ali Kemal arasındaki 2.11.1992 tarihli satış vaadi sözleşmesi Borçlar Kanununun 213, Türk Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanunun 89. maddelerine uygun düzenlenmiş tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türünden olup, bu tür sözleşmelere dayanılarak borcun ifa edilmemesi halinde hükmen yerine getirilmesi mahkemeden istenebilir. Ancak istemin hüküm altına alınabilmesi için sözleşmede kararlaştırılan bedelin tamamının davacı tarafından ödenmiş olması gerekir.
Somut olayda, Noter önünde resen düzenlenen 2.11.1992 tarihli sözleşmede satış bedeli 250.000.000 lira gösterilmiş, bu bedelin 240.000.000 lirasının peşin ödendiği, bakiye 10.000.000 lira bedelin tapu verildikten sonra ödeneceği açıkça belirtilmiştir.
Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasında, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanarak tescil talebinde bulunan kişinin vaad borçlusuna sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemesi, bedelden ödenmeyen bir kısım varsa bunu ödenmek üzere dosyaya depo etmesi kabul edilmektedir.
Davacı ile davalı Ali Kemal arasındaki akti ilişki 2.11.1992 tarihinde kurulmuş, bedel bu tarihe göre belirlenmiş ve kararlaştırılan bedelden 10.000.000 lirası dava tarihine kadar vaad borçlusuna ödenmemiştir.
1992 yılında kararlaştırılan bedelden ödenmeyen 10.000.000 liranın dava tarihinde aynen ödenmesini istemek, Türk Medeni Kanunun 2. maddesindeki dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz ve aksinin düşünülmesi sözleşmedeki yarar dengesinin davalı aleyhine bozulmasına neden olur.
Bu nedenlerle 2.11.1992 tarihindeki 10.000.000 liranın dava tarihinde ne olacağı somut olayın özelliğine, ülkemiz parasının yabancı para karşısındaki değer kaybına veya değişik ve objektif bazı temel kriterlere göre bilirkişiye hesaplattırılıp, bulunacak tutar davalı Ali Kemal Kölemen'e ödenmek üzere dosyaya depo edildikten sonra davanın şimdiki gibi kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve bedelin tümü ödenmişçesine kabul kararı verilmesi doğru olmamış hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Ali Kemal Kölemen'in sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden bu davalı yararına BOZULMASINA, 30.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy