(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17.4.2001 -22.1.2001 gününde verilen dilekçeler ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 6.9.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne davanın niteliği gereği duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Toplam 5 adet parsele ilişkin tapu kaydında malikin Aptül veya Apdül şeklinde yazılı isminin Abdül, Mehmet Ali yazılı baba adının Ömer olarak düzeltilmesi ve tapuda yazılmayan Gezelge soyadının ilavesi için dava açılmış, yerel mahkeme ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Oysa verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun değildir.
Şöyle ki;
Dava konusu taşınmazlar Serez muhacirlerinden Rıza oğlu Mehmet Ali, karısı Leyla, oğulları İsmail ve Abdül'e iskanen verilmiş, kadastro sırasında da bu kişiler adına tespit ve tescil edilmiştir.
Aile reisi Rıza oğlu Mehmet Ali ile karısı Leyla'ya ilişkin veraset ilamında ve aile nüfus kayıt tablosunda bu ailenin Abdül, (Aptül veya Apdül) isimli bir çocuklarının bulunmadığı görülmektedir.
Tapu maliki Abdül Gezelge nüfusta Ömer ve Emine'den doğma Abdül Gezelge olarak kayıtlıdır. 1331 de Serez'de doğmuştur.
Dinlenen davacı tanıkları, tapu maliki ve bir kısım davacıların murisi Abdül'ün Rıza oğlu Mehmet Ali ve ailesi ile birlikte çocuk yaşta Serez'den Türkiye'ye geldiğini, ancak birlikte geldiği ailenin çocuğu olmadığını, sırf Serez'de yalnız kalmaması için Doyran ailesi tarafından Türkiye'ye getirildiğini ve bu aile ile birlikte kendisine de iskanen arazi verildiğini, biyolojik babasının Ömer olduğunu, daha sonra kendisinden evvel Türkiye'ye gelmiş olan gerçek ailesini bularak yanlarına gittiğini, onların nüfusuna kayıt olarak Gezelye soyadını aldığını anlatmışlardır.
Bu duruma, iskan kayıtları, aile nüfus kayıt tabloları ve veraset ilamı ve tanık beyanları ile dava kanıtlanmıştır. Sabit olan davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı olduğu gibi davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy