(818 S. K. m. 162, 163)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.9.2004 gününde verilen dilekçe ile temlik sebebiyle devir alan hakkında tapuya şerh tedbir istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 8.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, yüklenici Adem'den alacağın temliki hükümlerine göre devralan haklar nedeniyle davalılar arasındaki sözleşmedeki yüklenici sıfatının kazanıldığını ve bu nedenle 13.8.1993 tarihli sözleşmedeki yüklenici Adem yerine kendi adına yazımı istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava reddedilmiş hükmü davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten, Borçlar Kanunu'nun 162. maddesi hükmünce yasa veya mevcut sözleşme ile ya da işin mahiyeti icabı men edilmedikçe borçlunun rızası aranmaksızın alacaklı alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir. Anılan Yasa'nın 163. maddesi gereğince de temlikin yazılı yapılması yeterli ve geçerlidir. Davacı Hayrettin Yıldırım ile davalı Adem Yıldırım arasındaki 6.7.2001 günlü temlik sözleşmesi bu amaçla yapılmıştır. Davalılar arasındaki biçimine uygun düzenlenen 13.8.1993 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadığından o sözleşmenin yüklenici sıfatını taşıyan Adem Yıldırım'ın davacıya yazılı olarak yaptığı temlik sonuç doğurur.
Ne var ki; davalılar arasında 13.8.1993 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşmeyle davalı Adem Yıldırım diğer davalıların kayden maliki bulunduğu arsalar üzerine bina yapım işini yüklenmiştir. Başka bir ifadeyle 13.8.1993 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesindeki yüklenici Adem Yıldırım'ın diğer davalı arsa sahiplerine bu sıfatla borcu devam etmektedir. Davacı ile davalı Adem arasındaki temlik işlemi davalılardan Adem Yıldırım'ın arsa sahiplerine karşı olan borcunu söndürmez. Davalılardan Adem Yıldırım'ın yüklenici sıfatıyla arsa sahiplerine karşı borcu devam ettiği sürece de 13.8.1993 tarihli sözleşmedeki sıfatının tek yanlı olarak kaldırılması dava edilemez. Alacağın temliki sözleşmesiyle davacı ile davalılardan Adem Yıldırım arasında kurulan ilişki ise bu kişiler arasında hüküm ve sonuç meydana getirir. Hal böyle olunca mahkemece davanın reddedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
Sonuç: Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 20.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy