(818 S. K. m. 42)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.3.2004 tarihinde verilen dilekçe ile men'i müdahale, kal ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; men'i müdahale ve kal davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tazminat davasının reddine dair verilen 10.11.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava taşınmazın aşırı kullanılması sebebiyle komşuluk hukukuna aykırı zararlandırıcı davranışların giderilmesi ve kar kaybı zararının tahsili istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, engellemeler yargılama aşamasında kaldırıldığından elatmanın önlenmesi isteminin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tazminat istemine yönelik davanın ise reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Davacı İzmir'de eczane işleticisidir. Düzenlenen krokiye göre davacı ile davalının komşu dükkan sahibi oldukları anlaşılmaktadır. Davalının yaptığı ve yargılama aşamasında kaldırdığı ahşap sundurmayla davacının işyerine olağan müşteri giriş ve çıkışına engellediği bilirkişi raporu ile sabittir. Bilirkişilerin özellikle 19.9.2005 tarihli ek raporlarında davalı tarafından yapılan ruhsatsız ve izinsiz işyeri büyütülmesinin yola çıkma ve davacıya ilişkin eczanenin görünümünü kapattığı, müşterisinin kolay ulaşımına mani olduğu, o yüzden perakende satışlarının olumsuz etkilendiğini vurgulamış, ancak perakende satışlarda olumsuz etkilemenin parasal boyutu hesaplanamamıştır.
Borçlar Yasasının 42. maddesi uyarınca kural olarak varlığı iddia edilen zararı ispat bunu iddia edene düşer. Somut olayda; davacı zararının varlığını ispat etmiş, ancak hakiki miktarının talep ettiği tutarda olduğunu kanıtlayamamıştır. Anılan kanun hükmü uyarınca zararın varlığı ispat edilmekle birlikte miktarı kanıtlanamamışsa hakimin halin mutad cereyanına ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak zararı adalete uygun tayin etmesi gerekir. Başka bir deyişle; Kanun bu gibi durumlarda zararı tayin etme görevini hakime yüklemiştir. O durumda mahkemece kanunun anılan hükmü doğrultusunda uygun bir zarar tayin ve takdir ederek bunun davalıdan tahsiline karar verilmesi yerine davacının tazminat isteminin kanuna uygun düşmeyen bazı sebeplerle reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 28.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy