(818 S. K. m. 213, 215)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.04.2003 tarihinde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, olmaz ise alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; kısmen kabulüne dair verilen 25.05.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 03.08.1995 gün ve 12131 yevmiye numaralı satış sözleşmesine dayanarak, Marmaris İlçesi Armutalan Köyünde 2858 parsel numaralı taşınmaz üzerine kurulan binadan C/Blok, Çatı katındaki 9 numaralı daireyi bedeli olan 25.000 ABD Dolarına satın aldığını, aradan 8 yıl geçmesine rağmen satılan dairenin tapusunu alamadığını bildirerek satışa konu dairenin hükmen adına tescilini, bu mümkün bulunmadığı takdirde ödemiş bulunduğu 25.000.Amerikan Doları bedelin davalıya ödendiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, davalı tescile yönelik davanın reddini savunmuş, yalnızca akit sırasında ödenen 400.YTL. bedelin istenebileceğini beyan etmiş, mahkemece, savunmaya değer verilerek tapu iptali ve tescile yönelik davacı isteminin reddi ile satış vaadi sözleşmesi sırasında davacının bedel olarak yatırdığı 400 YTL.nin dava tarihi itibari ile işleyecek faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dayanılan satış vaadi sözleşmesi Noter'de re'sen düzenlenmiş bulunmakta olup, taraf iradelerinin birleştiği hukuka uygun bir akittir. Sözleşmede 2858 parsel üzerinde kurulu C/Blok, çatı katındaki 9.nolu daire için bağımsız bölüm numarası alma ve Kat İrtifakı kurma yükümlülüğü davalı Lidya Tur. Tes. İşl. A.Ş'sine ilişkin olmak üzere sözleşme düzenlenmiştir. Tapu Sicilinden getirtilen kat irtifakına ilişkin kayıt ve belgelerin incelenmesinde binanın 8 bağımsız bölümden ibaret olarak yapıldığı, Çatı katında 9.numaraya ilişkin bir bağımsız bölüm numarası verilmediği, bir başka anlatımla davacıya satılan daire için arsa payı ayrılmadığı ve bağımsız bölüm numarası da verilmediği ve böylece plan ve projesinde gözükmeyen iş bu dairenin kaçaklık halinin halen devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Satışa konu yerin mevcut hukuksal durumu itibari ile tapuya bağlanması hukuken mümkün bulunmadığına göre davacının mülkiyet belgesi istemine ait davanın reddinde kanuna aykırı bir yön yoktur. Açıklanan sebeple davacının bu yöne ait temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasında düzenlenen sözleşmeye göre satışa konu Çatı katındaki daire davalı tarafından kanuni hale getirilerek kat irtifakına göre bağımsız bölüm numarası verilmek sureti ile arsa payına bağlanacaktır. Bitmiş bir bina da proje tadilatını gerektirir olan bu husus makul süre içinde yerine getirilmelidir. Davanın açıldığı tarihe kadar davalıca bu yolda bir çalışma ortaya konulmamıştır. Şu hale göre sözleşmenin düzenlendiği tarihten itibaren davalı iyiniyetli değildir. Bedel ödeyen davacı kendisine yüklenen akti sorumluluğu yerine getirmiş olup, davalı kendi kusuru ile sözleşmeyi imkansız kıldığına göre davalının akitten doğan bütün zararını karşılamak zorundadır. Davacı dilekçede bedel olarak 25.000.Amerikan Doları ödediğini ifade etmiş ve ödeme gününden itibaren işleyecek faize hükmedilmesini istemiştir. Davacının sözleşmede ödediği belirtilen miktar ise 400.YTL.dir. Davacı ödemesine dava tarihi itibari ile faiz yürütülmesi akitten beklenen menfati karşılamaya yetmediği gibi ödeme dolayısı ile davacı tarafça yatırılan bedele güncelleştirme yapılmadığı sürece uğradığı zarar da karşılanmış sayılmaz. Bu sebeple mahkemece sahasında uzman bir bilirkişi seçilerek davacı tarafça sözleşme gereği yapılan ödemenin davanın açıldığı tarihte hangi değere ulaştığı günleştirme metodu ile hesap ettirilerek belirlenecek bedel için dava tarihi itibari ile faize hükmetmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmelidir. Mahkemece, ödemenin tazminen tahsiline ait hükmünde takdir hatası yapılarak yalnızca yapılan ödeme miktarının dava gününden itibaren faizine hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Bundan ayrı davada istem, tescile yönelik talep karşılanamadığı takdirde tazminat istenmekle iki ayrı istek olmayıp tek istemden ibarettir. Mahkemece iki ayrı istek varmış gibi tapu iptali tescile yönelik ilk istemin reddi yönünden davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi de kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde yazılı sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istem halinde yatırana iadesine, 10.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy