(2762 S. K. m. 27, 29)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 1.8.2002 tarihinde verilen dilekçe ile taviz bedeline tabi olmadığının tespiti ve tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüyle vakıf şerhinin terkini talebinin hak düşürücü süre sebebiyle reddine, taviz bedeline tabi olmadığının tespitine dair verilen 21.4.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Vakıflar İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, vakıf şerhinin terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu 312 ada 1 numaralı parsel tapu kaydı üzerindeki "Sultan Beyazıt Vakfı" şerhinin terkini isteminin hak düşürücü süre sebebiyle reddine, tespite ait istek bölümünün kabulü ile Sultan Beyazıt vakfının taviz bedeline tabi nitelikte vakıf olmadığının tespitine karar verilmiş, hükmü davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü temyiz etmiştir.
Burada öncelikle belirtilmelidir ki vakıf şerhinin terkini için 10 senelik süreye bakılmaksızın dava açılabilir. 10 senelik süre geçmiş olsa bile açılan davada önemli olan vakfın niteliğinin belirlenmesidir. Şayet terkini istenen şerh gayrisahih bir vakfa ilişkin ise kayıtlardaki vakıf şerhi Vakıflar İdaresinin ivaz hakkı bulunmadığından bedelsiz kaldırılacak ve fakat bu şerh sahih bir vakfa ilişkin ise terkin ivaz karşılığı yapılacaktır. Çünkü vakıf taşınmazlardaki Vakıflar İdaresinin hakkı taviz bedeliyle sınırlıdır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece kurulan hüküm sonucu davacı tarafından temyiz edilmediğinden aleyhine kesinleşmiştir. O yüzden davada davacı tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkinini istediğine, bu istem hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle reddedildiğine, aleyhine olan bu hükmü davacı temyiz etmediğine göre mahkemece kamu düzenine ait hak düşürücü sürenin varlığı saptanarak yalnızca davanın reddi ile yetinilmesi gerekir. Zira hak düşürücü sürenin varlığı davanın görülmesini engelleyen olumsuz dava koşullarındandır. Bir davanın edaya ait istem bölümü hak düşürücü süre sebebiyle reddedilmişse artık aynı sonucu sağlayacak biçimde tespit hükmü de kurulamaz. Mahkemece davanın hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle reddedilmesi ile yetinilmesi yerine ayrıca, vakfın niteliği hakkında tespit hükmü kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 02.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy