(2762 S. K. m. 27)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.3.2003 tarihinde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulü ile vakfın taviz bedeline tabi olmadığının tesbitine, vakıf şerhinin terkini talebinin hakdüşürücü süre sebebiyle reddine dair verilen 24.3.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Vakıflar İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava vakıf şerhinin terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, 512 parselden ifrazen oluşmuş 271 ada 6 parsel s. taşınmazın tapu kaydı üzerindeki "Sultan Beyazıt Vakfı" şerhinin terkini isteminin hakdüşürücü süre geçirilmiş olması sebebiyle reddine, Sultan Beyazıt Vakfının taviz bedeline tabi nitelikte vakıf olmadığının tespitine karar verilmiş, hükmü davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü temyiz etmiştir.
Gerçekten, 512 parsel s. taşınmazın kadastro tutanağı 21.1.1992 gününde kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Dava ise 14.3.2003 gününde açıldığından tutanağın kesinleşmesiyle dava tarihi arasında 10 yıldan fazla bir zaman geçmiştir.
Burada öncelikle belirtilmelidir ki, vakıf şerhinin terkini için 10 senelik süreye bakılmaksızın her zaman dava açılabilir. 10 senelik süre geçmiş olsa bile açılan davada tetkiki gereken husus vakfın niteliğinin belirlenmesidir. Şayet terkini istenen şerh gayrisahih bir vakfa ilişkin ise kayıtlardaki vakıf şerhi Vakıflar İdaresinin ivaz hakkı bulunmadığından bedelsiz kaldırılacak ve fakat bu şerh sahih bir vakfa ilişkin ise terkin ivaz karşılığı yapılacaktır. Çünkü vakıf taşınmazlardaki Vakıflar İdaresinin hakkı taviz bedeli ile sınırlıdır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece kurulan hüküm sonucu davacı tarafından temyiz edilmediğinden aleyhine kesinleşmiştir. O yüzden davada davacı tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkinini istediğine, bu istem hakdüşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle reddedildiğine, aleyhine olan bu hükmü davacı temyiz etmediğine göre, mahkemece kamu düzenine ait hakdüşürücü sürenin varlığı saptanarak yalnızca davanın reddi ile yetinilmesi gerekir. Zira hakdüşürücü sürenin varlığı davanın görülmesini engelleyen olumsuz dava koşullarındandır. Bir davanın edaya ait istem bölümü hakdüşürücü süre sebebiyle reddedilmişse artık aynı sonucu sağlayacak biçimde tesbit hükmü de kurulamaz. Mahkemece davanın hakdüşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle reddedilmesi ile yetinilmesi yerine ayrıca, vakfın niteliği hakkında tespit hükmü kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 02.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy