14. Hukuk Dairesi 2007/10514 E., 2007/13056 K. HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE KADASTRO TUTANAKLARININ KESİNLEŞMESİ OLAĞANÜSTÜ ZAMANAŞIMI TAPU İPTAL VE TESCİL
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 713 ] 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 724 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 12 ]
"İçtihat Metni"
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.01.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.04.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, Türk Medeni Kanunun 713/11 maddesine dayalı tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istek ise Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayanan temliken tescil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece dava red edilmiştir.
Hükmü, davacılar ve davalı Hazine temyiz etmiştir.
1- Çekişme konusu 48 ada 2 parsel tapuda Selim karısı Neslihan, Selim çocukları Yakup ve Ramiz (Romuş) ile Ali kızı Resmiye adına kayıtlıdır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre kayıt daha sonra mirasçıları olan davalılar adına intikal görmüş, tapulama tespiti 8.5.1980 tarihinde kesinleşmiştir. Kayıt malikle-rinden Selim karısı Neslihan 21.09.1949, Yakup 16.08.1941, Ramiz 10.04.1954, Ali Kızı Resmiye ise 05.09.1970 tarihinde ölmüştür. 48 ada 2 parselin mirasçıla-rına intikal tarihi ise 21.11.2002'dir. Görülüyor ki; kayıt maliki olan kişiler 20 yıldan fazla bir zaman önce öldükleri halde mirasçıları kaydı 20 yıl geçtikten sonra adlarına intikal ettirmiş, taşınmaza bu süre zarfında zilyet olan davacılar yararına Türk Medeni Kanunu 713/11 maddesi uygulanabilir hale gelmiştir.
Ne var ki; aynı davacıların, aynı nedene dayalı olarak Ilgın Asliye Hukuk mahkemesinin 2000/52 esasında kayıtlı açtıkları dava reddedilmiş, Yüksek Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 16.09.2002 tarih 2002/5517-6073 sayılı ilamında davacıların kadastro yoluyla oluşturulan bir kaydın Türk Medeni Kanununun 713/11 maddesi hükmüne dayanılarak iptal ve tesciline karar verilebilmesi için dava tarihine kadar anılan maddedeki koşulların oluşmuş olması gerektiği, tutanağın kesinleştiği 08.05.1980 tarihinden davanın açıldığı 14.02.2000 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin geçmediği saptanmıştır. Eldeki dava 23.01.2003 tarihinde açılmıştır. Her ne kadar bu tarihe göre 20 yıllık kazanma süresi geçmekte ise de; 19.01.2007 tarih 2005/1-2007/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713. maddesinin 1. ve 2. fıkraları gereği açılan tescil davasını süre yönünden reddedilmesi halinde aynı yerle ilgili olarak açılacak ikinci davanın olumlu sonuçlanabilmesi için ilk kararın kesinleşmesinden itibaren taşınmaz üzerindeki zilyetliğin davasız, aralıksız ve malik sıfatı ile yeniden 20 yıl sürmesi gerektiği ilkesi benimsendiğinden, davacılar ilk davanın açıldığı tarih itibariyle var olan zilyetlik süresinin bu davada dayandıkları zilyetliğe eklenmesini isteyemezler. Zira anılan İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca ilk kararın kesinleşmesinden itibaren yeniden 20 yıllık kazanma süresinin geçmesi gerekir. Böyle olunca; davacıların Türk Medeni Kanununun 713/11 maddesine dayalı tescil davalarının reddolunmasında yasaya aykırılık yoktur.
Diğer yandan; davada ikinci kademedeki istek olarak Türk Medeni Kanunu-nun 724. maddesine dayanılıp, temliken tescil talebinde de bulunulmuş ise de; tanık beyanları ile 48 ada 2 parsel üzerindeki yapının 1952 yılından sonra yapıldığı sabittir. Nitekim bina kadastro tutanağının beyanlar hanesinde muhdesat şerhi olarak yazılmıştır. Yine az önce söz edildiği üzere taşınmazın tapulama tespiti 08.05.1980 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki dava ise, 23.01.2003 tarihinde açılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi hükmünce tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan öncesi hukuki sebeplere dayanarak itiraz olup dava açılamayacağından, davacıların Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı istemlerinin reddolunması da açıklanan nedenle yasaya uygundur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre da-vacıların bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davalılardan Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Uyuşmazlık gerçek kişi davalılar adına tapuda kayıtlı taşınmazın kayıt iptali ve tesciline ilişkindir.
Davada kayıt maliki olmayan hazineye husumet düşmez. Maliye hazinesi hakkındaki davanın bu nedenle reddi gerekirken, onunla ilgili olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacıların bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün 2. bent uyarınca hazine yararına (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy