14. Hukuk Dairesi 2007/10825 E., 2007/12377 K. HUSUMET MER'A YARGI YOLU
4342 S. MERA KANUNU [ Madde 5 ] 4342 S. MERA KANUNU [ Madde 14 ] 4342 S. MERA KANUNU [ Madde 1 ] 4342 S. MERA KANUNU [ Madde 3 ]
"İçtihat Metni"
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.11.2006 gününde verilen dilekçe ile mera komisyon kararının iptali, dava konusu yerin mera olmadığının tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; yargı yolu nedeni ile davanın reddine dair verilen 24.04.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, şahsi hak iddiasına dayalı olarak 06.10.2006 tarih 370 sayılı mera komisyon kararının kısmen iptali istemiyle açılmıştır.
Davalılardan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı vekili Mera Komisyon kararının idari nitelik taşıdığını, iptal istemiyle açılan davanın da idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece idari dava konusu olan istemde Genel Mahkemeler görevli olmadığından, açılan davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Davaya konu İl Mera Komisyonunun 06.10.2006 tarih ve 370 sayılı kararında öncesi Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın özelliğinden ötürü 4342 sayılı Mera Kanunun 5. maddesinden yararlanılarak mera kapsamı içine alındığı ve dava dışı Yukarı Burnaz Köyüne kışlak olarak tahsis edildiği görülmektedir. Gerçekten 4342 sayılı Mera Kanununun amaç başlıklı 1. maddesi hükmüne göre kanunun amacı; daha önce çeşitli kanunlarda tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişileri adına tahsislerinin yapılması, kullandırılması bakım ve ıslahı yapılarak verimliliklerin artırılması ve sürdürülmesidir. Yasanın 3. maddesi I bendinde yapılan tanıma göre tahsis çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek münferiden ya da müştereken yararlanmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediye'ye bırakılmasını ifade eder. Görülüyor ki, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca yapılan çalışmaların sonucu tahsis işlemidir. Tahsisten ise münferiden ya da müştereken bir veya birkaç köy ya da belediye yararlanacaktır. Hal böyle olunca; mera komisyon kararının iptali istemiyle açılan davaların sonucu yararına tahsis yapılan köy veya belediye tüzel kişiliğini ilgilendirdiğinden, bu tür davalarda husumet valiliğe veya Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na düşmez. Dava tahsisten yararlanan köy ya da belediye tüzel kişiliğine yöneltilmelidir. 4342 sayılı Yasanın 14. maddesinde hükme bağlanan tahsis amacının değiştirilmesi istemli davalar dışındaki komisyon kararının iptaline yönelik istemlerin çözümleneceği yer ise, mahkemenin belirttiğinin aksine idari yargı yeri değil, adli yargıdır. Her ne kadar davanın "yargı yeri nedeniyle reddine" karar verilmesi doğru değil ve hükmün az yukarıda açıklanan nedenle bozulması gerekirse de, dava sonuçta redde ilişkin bulunduğundan, temyiz olunan karar sonuç bakımından doğrudur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle sonuç olarak usul ve yasaya uygun hükmün gerekçesi açıklandığı şekilde DÜZELTİLEREK, hükmün GEREKÇESİ DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE HUMK.nun 438/son maddesince (ONANMASINA), peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy