14. Hukuk Dairesi 2007/3705 E., 2007/8741 K. KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ MER'A KOMİSYON KARARINA İTİRAZ PASİF DAVA EHLİYETİ
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 713 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] 4342 S. MERA KANUNU [ Madde 5 ]
"İçtihat Metni"
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.08.2002 gününde verilen dilekçeler ile mer'a tespit komisyon kararının iptali ve tescili istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi müdahil davalılar ve ihbar olunan tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, mer'a komisyon kararının iptali, birleştirilen dava ise Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesine dayalı tescil istemleri ile açılmıştır.
Mahkemece, bilirkişi krokisinde A, B, C harfleri ile gösterilen yerlerin mer'a vasfının korunmasına, krokide D harfi ile gösterilen 1.003.880,77 metrekare yüzölçümünde ve kültür arazisi vasfındakî taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı Ç... Köyü adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan Hazine, Orman Yönetimi ve davaya asli müdahil olarak katılan A... Köyü Tüzel Kişiliği temyiz etmiştir.
Mahkemenin 2002/53 esasında kayıtlı davada mer'a komisyon kararının iptali istenmiş ve davalı olarak Tarım İl Müdürlüğü Mer'a Komisyon Başkanlığı gösterilmiştir. İptali dava konusu yapılan mer'a komisyon karannda teknik ekiplerce yayla olarak saptanan taşınmaz bölümünün vasfının mer'a olarak değiştirildiği, tahsisinin ise davacı Ç... Köyü Tüzel Kişiliğine yapıldığı görülmektedir.
Burada öncelikle, davacı köyün dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı, yararı söz konusu ise davadaki hasmının kim olacağı hususu üzerinde durulmalıdır.
4342 sayılı Mer'a Kanunu'nun 5. maddesi hükmünce kadimden beri mer'a, yaylak ve kışlak olarak kullanılan yerler, devletin hüküm ve tasarrufu veya Hazine mülkiyetinde bulunan araziler, mer'a, yaylak ve kışlak olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak olan yerler ve tapu kayıtlarında mer'a, yaylak ve kışlak olarak görülen ve halen işgal edilen yerler mer'a kaynakları kapsamına alınır. Tespit çalışmaları sonucu mer'a kapsamına alınarak tahdit edilen yerler tahsis için ihtiyaç tespitinden sonra komisyonca ihtiyaç sahibi köy veya köyler ya da belediye tüzel kişiliklerine kullanılmak üzere bırakılır.
Kuşkusuz, mer'a, yaylak ve kışlak ihtiyaçtan fazla da çıkabilir. Bu gibi durumlarda ihtiyaç fazlası olan mer'a, ihtiyaç içinde bulunan çevre köy ve belediyelere ya da hayvancılık yapan özel veya tüzel kişilere kiralanabilir. Teknik ekiplerin mer'a olarak tespit ve tahdit ettiği ve komisyonun bu niteliği ile ilgili köy ya da belediye tüzel kişiliğine tahsis ettiği bir yerin ihtiyaç fazlası olması o yerin mer'a kapsamından çıkarılmasını gerektirmez. Açıklanan nedenlerle de, mahkemenin temyize konu taşınmaz bölümünü davacı köyün ihtiyaç fazlası olarak nitelemesi ve mer'a kaynakları arasından bu nedene dayalı olarak da çıkartması isabetli olmamıştır.
Az yukarıda sözü edildiği üzere, komisyonun önce yayla, sonra da nitelik değişikliği yaparak mer'a kapsamına aldığı dava konusu taşınmaz, davacı Ç... Köyü Tüzel Kişiliğine tahsis edilmiştir. 4342 sayılı Mer'a Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca komisyonun yaptığı tahdit ve tahsis işlemine karşı mülkiyet iddiası ile açılacak davalarda mülkiyet belgesi olan tapu kaydına dayanılması gerekir. Zira, bu gibi yerlerin tespit ve tahdidi yapıldığı günde eylemli olarak mer'a olması koşulu aranmaz. Şayet bu gibi yerler yapılan etüd çalışmaları sonucu ileride mer'a, yaylak, kışlak olarak yararlanılabilecek nitelikte ise, sadece bu amaçla da mer'a kaynakları kapsamına alınabilir.
Yasanın 6. maddesi hükmüne göre, mer'a, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsisi işlemlerini Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yapar. Mer'a komisyonları ise illerde valinin görevlendireceği bir vali yardımcısı başkanlığında yasada sayılan kişilerden meydana gelir. Mer'a komisyonlarının hükmi şahsiyeti bulunmadığından ve işlemlerin tarafı olmadıklarından bu komisyonlar hasım gösterilmek suretiyle aleyhlerine dava açılamaz. Mer'a komisyon kararının iptali için açılan davalarda hasım daima komisyonun lehine işlem yaptığı köy veya köyler ile ilgili Belediye Başkanlıklarıdır. Dolayısıyla davacı köyün açtığı 2002/53 sayılı davada Tarım İl Müdürlüğü Mer'a Komisyon Başkanlığı hakkında açılan davanın husumet noktasından reddi gerekir. Diğer yandan, komisyonun yaptığı tahsis işlemi davacı Ç... Köyü yararına olduğundan ve davacı köy mülkiyet iddiasını tapu kaydına dayandırmadığından davacı köyün komisyon kararının iptalini istemesinde yine 2002/53 sayılı dosya bakımından hukuki yararı da yoktur. O yüzden mahkemenin bu dosya yönünden köy tarafından açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi yerine istemin esası incelenerek kısmen iptal hükmü kurması doğru olmamıştır.
Davacının mahkemenin 2002/49 esasında kayıtlı Türk Medeni Ka-nunu'nun 713. maddesine dayalı tescil istemine ilişkin davalıların temyiz îtirazlarına gelince;
Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 713 ve gerekse 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddeleri hükmünce iktisap sağlar zilyetlikle taşınmaz kazanımı için o taşınmazın yasaların kazanmaya elverişli saydığı taşınmazlar arasında bulunması gerekir.
Başka bir ifade ile dava konusu yapılan taşınmazın niteliğinin zilyetlikle kazanmaya elverişli olması zorunludur. Somut olayda ise, yukarıdaki bölümde irdelendiği üzere dava konusu taşınmaz mer'a komisyonunca yayla ya da mer'a olarak değerlendirilmiştir. Mer'a ve yayla olan bir yerin zilyetlikle kazanılma olanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki, yapılan keşifler sonucu bilirkişiler düzenledikleri raporunda isteğin kabul edildiği krokide D harfi ile gösterilen taşınmazın tarım taşınmazı niteliğinde olmadığını, ancak ileride tarım taşınmazı olarak kullanılması mümkün yerlerden olduğunu saptamış, bu saptama dosyada mevcut fotoğraflarla da doğrulanmıştır. O halde; maddi anlamda zilyetlikle kazanmaya elverişli kültür taşınmazı niteliğinde olmayan yer için tescil isteminin kabulü de doğru olmamıştır.
Kabule göre de; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünce davacı köyün tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan taşınmazlarda zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan yer kazanabileceği olgusu gözden kaçırılarak bu sınırlamaların çok üstündeki taşınmazın köy adına tescili yanlıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ve müdahilin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 04.07.2007 tarihînde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy