(3402 S. K. m. 16)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.10.2006 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.1.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 30, 31 ve 129 parseller üzerinde bulunan ve fiilen kullanılan yol bölümünün hükmen tespiti ile bu yerin hazine adına tescili, haritasında yol olarak işaretlenen ve fiilen olmayan yol işaretinin terkini, fiilen mevcut yol 30, 31 ve 129 parselleri ikiye böldüğünden taşınmazların ayrı ayrı parsel numaraları ile tapuya tescili istemleri ile ve Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazine hasım gösterilerek açılmıştır.
Mahkemece bilirkişinin 11.01.2007 günlü rapor ekinde yol olarak işaretlenen bölümün Hazine adına tesciline, 30, 31 ve 129 parseller mevcut yol sebebiyle ikiye bölündüğünden parsel numaralarının iptali ile her bir parselin ayrı ayrı tapuya kayıt ve tesciline, kadastro haritasına yol işaretinin de iptal edilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Bilirkişi krokisinde fiilen yol olarak kullanılan taşınmaz bölümü kırmızı ile boyanmıştır. Dosyada mevcut fotoğraflardan bu yerin genel yol olduğu görülmektedir. Genel yollar kamunun yararlandığı orta malı taşınmazlardır. Bu gibi yerler ya idarenin tahsis kararı ile ve bu karar sonucu kamu yararlanmasına tahsis edilmekle veya öncesi bilinmeyen bir zamandan beri (kadimden beri) kamunun yararlanması sonucu kamu malı olma özelliği kazanır. Davacı kadim kullanmaya dayanmadığından dava konusu yerin kadim kullanma sebebiyle yol olarak kabulü mümkün değildir. Mahkemece yetkili merciin yol tahsis kararı olup olmadığı hususu ise araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş krokide kırmızı ile işaretlenen yol bölümü hakkında tahsis kararı olup olmadığı ilgili idarelerden sorulup saptanmalı, bir tahsis kararı yoksa kamulaştırmasız elatılarak yol haline getirilen yerin fiilen yol olarak kullanılsa bile hukuken yol olarak kabul edilemeyeceği düşünülmeli, haritada yeşil ile gösterilen kadim yol güzergah değiştirmiş olsa bile hukuken yol özelliğini koruyacağından davacının terkin istemi reddedilmelidir.
Kabul şekline göre de, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/B maddesince yolların tescile tabi olmayacağı haritasında yol işaretiyle gösterilmekle yetinilmesi gerekeceği hükmü gözardı edilerek tescil kararı verilmesi, davanın gerçek hasım olan Hazineye yöneltilmesi gerekirken Tapu Sicil Müdürlüğü huzuru ile görülüp sonuçlandırılması da yanlıştır.
Karar açıklanan sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 18.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy