(3402 S. K. m. 12) (4706 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar, arasındaki tapuda Hazine fazlalığı vardır şerhinin terkini davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarda tarih ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 13.11.2006 tarih ve 2006/10864-12986 s. ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 40292 ada 5 parsel s. taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan Hazine fazlalığı vardır şeklindeki belirtmenin terkini istemi ile açılmıştır.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiş, karar Dairemizce yapılan inceleme ile onanmıştır. Davalı Hazine bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava konusu taşınmaz 21.06.1944 gününde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu 22.02. 1933 gün ve 105 sıra numaralı tapu kaydı ile 9644 m2 olarak bağ vasfı ile gerçek kişiler adına tescil edilen 15 parsel numaralı taşınmazın İmar-Islah uygulamaları sonucu çeşitli ada ve parsellere revizyon görmesi ile oluşmuştur. 15 Parsel s. taşınmazın beyanlar hanesinde 1557 m2 fazlalık hakkında Deftertarlık ve İskan Müdürlüğü'ne 30.12.1946 gün ve 1618 numarası ile bildirilmiştir. şeklindeki kayıtta beyanlar hanesine Hazine fazlalığı vardır biçiminde aktarılmıştır. Şimdi davacı bu kaydın terkinini istemektedir. Varlığı kadastro tutanağında işaret edilen dava konusu belirtme beyanlar hanesine 10 senelik süre içinde ve 30.12.1946 gününde yazılmıştır. Eldeki dava ise, 15.12.2005 gününde açılmış bulunmaktadır.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, kayıt maliki olan davacının kayıttaki şerhin terkini için açacağı davalarda 10 senelik hakdüşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağıdır. Gerçekten, 3402 S. Kadastro Yasası m.12/3'deki bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ilişkin tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz şeklindeki hüküm uyarınca şayet, taşınmazın tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçmiş ise, kayıt maliki belirtmenin terkini istemi ile kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak itiraz edemez ve dava açılması olanaklı değildir. Yasadaki 10 yıl olarak belirlenen dava açma süresinin hakdüşürücü süre olduğu ve resen gözetilmesi gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olayda; 40292 ada 5 parsel s. taşınmazın geldiği 15 parsel s. taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine miktar fazlası belirtmesinin Hazine tarafından tutanağın kesinleşmesinden itibaren 10 senelik süre içinde işlendiğine, kadastro tutanağı 21.06.1944 gününde kesinleştiğine, dava ise, 15.12.2005 gününde açıldığına göre, hakdüşürücü sürenin varlığı sebebiyle davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan davacı, Hazine'ye ilişkin tarım arazilerinin satışı hakkındaki 4070 Sayılı, tapu fazlalıklarının Hazine'ye ilişkin olduğuna ait tapu kayıtlarında şerh bulunan taşınmaz mallardaki fazlalıkların bedeli karşılığı tapu maliki veya mirasçılarına satılmasına dair 4706 ve 4706 S. Kanunda değişiklik yapan 4916 S. Yasa hükümlerinden yararlanmak üzere başvurulduğunu da ileri sürmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece resen gözetilmesi zorunlu hakdüşürücü sürenin varlığı sebebiyle davanın reddi yerine, değişik bazı gerekçelerle kabul edilmesi doğru görülmediğinden davalı Hazinenin karar düzeltme istemi yerinde bulunmuş ve yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davalı Hazinenin karar düzeltme isteminin kabulü ile onamaya ait Dairemizin 13.11.2006 gün ve 2006/10864-12996 s. ilamı KALDIRILARAK yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 06.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy