14. Hukuk Dairesi 2008/13551 E., 2008/14308 K. ELATMANIN ÖNLENMESİ EŞYAYA BAĞLI BORÇ ŞAHSİ HAK TARAF TEŞKİLİ
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 718 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 73 ]
"İçtihat Metni"
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.11.2007 gününde verilen dilekçe ile men'i müdahale ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.04.2008 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, yersiz elatmanın önlenmesi ve kal istemiyle açılmıştır.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişinin 06.03.2008 tarihli krokisinde (A) harfi ile işaretlenen kırmızı ile boyalı olarak gösterilen briket duvarı ile çevrili olan 5.40 m2 alana davalı B.Ali'nin yaptığı müdahalenin menine, (B) harfi ile işaretlenen sarı ile boyalı olarak gösterilen evin 9.75 m2,lik kısmına davalı Huriye'nin elat-masının önlenmesine ve bu kısmın yıkımına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre,krokide (A) harfi ile gösterilen yere ilişkin hüküm bölümüne yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Krokide sarı ile boyanan ve (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Krokide sarı ile boyanan bu taşınmaz bölümü 7 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının 5 parsele taşan kısmıdır. 7 parsel sayılı taşınmaz tapu kayıt örneğinden maliklerinin davada taraf olmayan İsmail Y., İsmail B., Nazmi ve Mustafa olduğu görülmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi hükmüne göre, arazi mülkiyeti kapsamına üzerindeki yapılar da girer. Kural olarak da bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarının da malikidir. 7 parsel sayılı taşınmaz
üzerindeki yapının taşan kısmında davada taraf olamayan maliklerin de Yasa'nın 718. maddesi hükmüne göre haklan bulunmaktadır.
Bazı borç ilişkilerine de ayni hakların etkilerini tanımak ve bu yoldan, belli bir borç ilişkisinde belli bir şeyin (eşyanın) o zamanki zilyet veya malikini söz konusu hukuki ilişkinin borçlusu veya alacaklısı olarak kabul etmek gerekmektedir. Bu suretle ayrıca bir devir ve temlik işlemine gerek olmaksızın, belli bir taşınmazın zilyet veya maliki sırf zilyet veya malik olmakla o şeyle ilgili edanın borçlusu veya alacaklısı olur. Esasında bir borç ilişkisinden ibaret olan bir hak -karşı akit olmayan- şeyin her yeni malik ve zilyedine de dermeyan edilebilmekte, şahsi bir hak (alacak hakkı) bu yoldan, ayni bir hak imiş gibi, sınırlı bir ölçüde olsa bile başkasına karşı da ileri sürülmektedir. Bir tanımlama yapmak gerekirse, bir kimsenin sahip olduğu bir eşya dolayısıyla bir borç yükümlülüğü altına girmesine eşyaya bağlı borç denilmektedir. Bu tür ilişkilerde borçlu belli ve değişmez bir kimse değil, taşınmazın o zamandaki malikidir. Başka bir deyişle, borç ilişkisi eşyaya bağlanmıştır. Bu özelliklerinden dolayı ancak şahsi bir hak eşyaya bağlı bir borcun konusu olabilir.
Bütün bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere, krokide (B) harfi ile gösterilen ve mahkemenin yıkım hükmü kurduğu taşınmaz bölümünde 1 parsel sayılı taşınmazın malikleri olan dava dışı kişilerin de hakları bulunmaktadır. Yıkım hükmü davanın tarafı olmayan bu paydaşların hukukunu da etkileyeceğinden, davada 7 parsel maliklerinin taraf olması zorunludur.
Mahkemece, (B) harfli yerle ilgili hüküm taraf teşkili tamamlanmadan, ilgililerin savunma ve delilleri saptanmadan kurulduğundan karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bentte yazılı nedenlerle (BOZULMASINA), peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy