(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.06.2006 gününde verilen dilekçe ile meni müdahale ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, haksız elatmanın kal suretiyle giderilmesi istemiyle açılmıştır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Çekişme konusu yapılan taşınmaz bölümü bilirkişinin 29.01.2007 tarihli rapor eki krokide turuncu renkle boyanmış ve toplam 15 m2 olarak ölçülmüştür. Taşınmazın 4 sayılı parsel maliki olan davalı tarafından 14 sayılı parsele taşkın şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır. 14 sayılı parsel ise tapuda dava dışı Gülsüm E. ve diğerleri adına kayıtlıdır. Dosya kapsamından da davacı ile kat irtifakı malikleri arasında 26.02.2004 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunduğu, davacı İbrahim Y.'ın sözleşmenin yüklenici tarafı olduğu, eldeki davayı da bu sıfatla açtığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesinde mülkiyet hakkının içeriği belirlenmiş, ilk fıkrada bir şeye malik olan kimsenin hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu gösterilmiş, ikinci fıkrada ise malikin malına haksız olarak elatılması halinde elatan kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebileceği hükme bağlanmıştır. Görülüyor ki, bir taşınmaza haksız elatmanın varlığı halinde yasa dava açma yetkisini malike tanımıştır. Yüklenici, arsa malikleri ile arasında yapmış olduğu sözleşme nedeniyle kazanmış olduğu hakları sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı, yani bu davada dava konusu taşınmaza elatan davalıya karşı ileri süremez. Sonuç olarak, malik olmayan kişinin (somut olayda olduğu gibi yüklenicinin) mülkiyet hakkına dayanarak dava açma ehliyeti yoktur. Mahkemece, yapılan bu saptama doğrultusunda davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi yerine, istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy