(4721 S. K. m. 794, 808, 810)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.09.2005 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkı nedeniyle kayyum tayini veya teminat yatırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.6.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekil tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma istemini değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 868 sayılı parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetinin kendilerine ait olduğunu intifa hakkı sahibi davalının taşınmazı özensiz, ihmalkar, kötü ve hukuka aykırı surette kullanarak harabeye dönüştürdüğünü, bu nedenle taşınmazın kayyuma tevdii bu talep kabul edilmediği takdirde davalının güvence göstermesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, intifa hakkına konu taşınmaz ve taşınmazdaki hasarın giderilmesi için gereken meblağ tutarı nazara alınarak mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunun 810 maddesi uyarınca intifa hakkı sahibinin zilyetliğinin kaldırılması ve taşınmazın kayyuma tevdii, kademeli olarak da 808. madde gereğince güvence gösterilmesi ve güvencenin davacılara ödenmesi isteğine ilişkindir.
Bilindiği gibi intifa hakkı; başkasına ait bir eşya, hak veya mal varlığı üzerinde belirli bir kişiye tam yararlanma imkanı sağlayan bir irtifak türüdür (TMK.m.794)
İntifa hakkı sahibinin hakkın konusu maldan tam olarak yararlanma yetkisi, eşyanın intifaın amacına uygun olarak fiilen kullanılması olanağını sağlar. Bu hak kullanılırken malın özdeğere zararlı olabilecek tarzda kullanımı söz konusu olamayacağı gibi eşyada önemli değişiklikler yapılamayacak ve ayrıca da, eşyanın özgülendiği ekonomik amacı malike önemli derecede zarar verecek biçimde değiştirilemeyecektir. Örneğin ekonomik amacı aynı olsa bile intifa konusu binayı tadilatla iki daire haline olanağı söz konusu olamayacaktır.
Hak sahibinin taşınmaza zarar veren veya özgülendiği amacı değiştirecek nitelikteki kullanımı halinde çıplak mülkiyet sahibinin hakları da Türk Medeni Kanununun 808 ve 810. maddesi maddelerinde getirilen düzenlemeler ile korunmuştur. Bu gibi durumlarda hakkın tehlikeye düştüğünü ispat eden malik 808. madde uyarınca güvence isteyebileceği gibi 810. madde hükmünce de intifa hakkı sahibinin kendisine tanınan uygun sürede güvence göstermemesi veya hakkın konusu olan malı malikin itiraz etmesine rağmen hukuka aykırı şekilde kullanmaya devam etmesi hallerinde, Sulh Hakiminden intifa hakkı sahibinin zilyetliğini kaldırarak hakkın konusunu atayacağı bir kayyuma tevdi etmesini talep edebilir. Görüldüğü gibi çıplak mülkiyet sahibi hukuki korumasını talep mercii Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Eldeki davada da, davacılar taşınmazın bakımsızlık ve hor kullanım nedeniyle harabeye döndüğünü ileri sürmüş, davalının ihtara rağmen taşınmazda gerekli tadilatı yapmadığını belirtmişler ve bu nedenlerle de intifa hakkı sahibinin zilyetliğinin kaldırılarak taşınmazın kayyuma tevdii talebinde bulunmuşlardır. Talebin dayanağı olan yukarıda sözü edilen 810. madde hükmü taşınmazın kayyuma tevdii ancak Sulh Hukuk Mahkemesinde incelenerek sonuçlandırılabilir. Hal böyle olunca; mahkemenin işin esasına girerek sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yazılı nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy