(4721 S. K. m. 3) (1163 S. K. m. 14) (818 S. K. m. 18)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.05.1999 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka muvazaa ve hukuki ehliyetsizlik sebebine dayalı tespit ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.01.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar Tonguç Şahin, Ayşegül Taşbaş ve Servet Yördemli tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.09.2007 günü duruşma yapıldıktan sonra görülen eksik nedeniyle dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. Anılan eksikliğin giderilmesinden sonra yeniden gönderilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar İsmail Çıtak ve Yıldırım Gürkan tarafından açılan davada; davacı Yıldırım Gürkan, mirasçısı olduğu Fatma Leman İsen'in sağlığında davalılardan Tonguç Şahin ve Ayşegül Taşbaş'ın el ve işbirliği içerisinde yaşlı ve bakıma muhtaç olan annesinin bu durumundan yararlanarak Tonguç Şahin adına düzenlenmiş bulunan vekaletname uyarınca dava konusu Çeşme Reisdere köyü 142 ve 144 parsellerde inşaa edilmiş bulunan S.S.Akturizm Tatil Köyü A Blok 12 no.lu daireyi Servet Yördemli'ye ve Servet'in de davalı Ayşe Neşe Akiş'e devir işlemi yaptığını, tüm bu işlemlerin dayanağı olan vekaletnamenin ehliyetsizlik nedeniyle yok hükmünde ve devrin muvazaalı olduğunu, aynı taşınmazın Fatma Leman İsen'in 22.01.1982 tarihinde vermiş olduğu vekaletnameye istinaden vekili Yıldırım Gürkan ile İsmail Çıtak arasında düzenlenen 21.08.1992 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile İsmail Çıtak'a satışı vaadinde bulunulduğunu belirterek Servet Yördemli ve Ayşe Neşe Akiş'e yapılan devirlerin geçerli olmadığının tespiti ile kooperatif kayıtlarının düzeltilerek davacı İsmail Çıtak'ın hak sahibi olduğunun yazılmasına, mümkün olmadığı takdirde mirasçı sıfatı ile davacı Yıldırım Gürkan'ın hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılardan Tonguç Şahin ve Ayşegül Taşbaş, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların yerinde olmadığını, aynı istemle açılan davalar bulunduğundan kesin hüküm söz konusu olduğunu, tüm işlemlerin yasal koşullara uygun olarak yapılmış olması nedeniyle davanın yerinde olmadığını savunmuşlardır.
Davalı Ayşe Neşe Akiş, dava konusu kooperatif hissesini davalı Servet Yördemli'den gazete ilanı ile iyi niyetli olarak devir aldığını, muvazaa bulunmadığını, devir aldıktan sonra tadilat yapmak suretiyle taşınmazı kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacılardan İsmail Çıtak'ın Ayşe Neşe Akiş ve Servet Yördemli aleyhine açtığı davanın kabulüne, diğer davalılar aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, dava konusu S.S.Akturizm Konut Yapı Kooperatifi A Blok 12 no.lu bağımsız bölüm için davalı Servet Yördemli'nin davalı Ayşe Neşe Akiş'e yaptığı satışın geçerli olmadığının tespiti ile 21.08.1992 tarihli sözleşme uyarınca davacı İsmail Çıtak'ın gerçek hak sahibi olduğunun tespiti ile kooperatif kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine, davacı Yıldırım Gürkan'ın açmış olduğu davanın husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalılar Ayşe Neşe Akiş, Tonguç Şahin, Ayşegül Taşbaş ve Servet Yördemli tarafından temyiz edilmiştir.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, davalılardan Tonguç Şahin'in 05.05.1995 günlü vekaletname ile 14.06.1995 tarihinde davalı Servet Yördemli'ye yaptığı hisse devrinin hüküm ve sonuç doğurup doğurmayacağıdır. Bilindiği üzere, Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edeni yararına ve iradesine uygun davranış yükümlüğünden doğar. Gerçekten vekil, vekalet görevini iyi niyetle ifa ile mükelleftir. Bunun sonucu olarak, vekilin, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü vardır. Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise, yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesi olanağı yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil, vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet veren arasında bir iç sorun olarak kalır. Vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz. Somut uyuşmazlıkta davalılardan Tonguç Şahin'in vekil sıfatıyla hareket ederek Servet Yördemli'ye yaptığı temlik işleminde davalı Servet Yördemli'nin daha sonrada bu kişinin davalı Ayşe Neşe Akiş'e yaptığı temlikte vekalet görevinin kötüye kullanıldığı kanıtlanmadığından, vekil ile sözleşme yapan bu davalıların kazandığı hakların korunması gerekir.
Davacılar Yıldırım Gürkan'ın, Fatma Leman İsen'den sağladığı 22.01.1982 tarihli vekaletname ile diğer davacı İsmail Çıtak'a yaptığı 21.08.1992 günlü satış vaadi sözleşmesinin durumuna gelince; davacılar arasındaki satış vaadi davalı kooperatifin maliki bulunduğu A bloktaki 12 numaralı bağımsız bölüme ilişkindir. Görülüyor ki; satış vaadi sözleşmesi kooperatifteki hisse devrine ilişkin olmayıp, henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış yapıdaki bağımsız bölüme ilişkindir. Sözleşme kooperatifteki hisse devrine ilişkin bulunmadığından, davacılar 21.08.1992 günlü satış vaadi sözleşmesine dayanarak kooperatifteki hisse devrini isteyemez. Diğer taraftan; davacı Yıldırım Gürkan'ın vekaleten diğer davacı İsmail Çıtak'a yaptığı satış vaadi sözleşmesi taşınmaz kayıtlarına şerh edilerek veya kooperatif kayıt ve defterlerine işlenerek sonradan işlem yapan üçüncü kişilere ileri sürülebilir hale gelmemiştir. Davalılardan Ayşe Neşe Akiş ise kooperatif pay devrini 08.07.1995 tarihinde yöntemince kooperatif üyeliğine kabul edilen davalı Servet Yördemli'nin Hürriyet gazetesinin 04.08.1995-05.08.1995 günlü nüshalarına verdiği ilan üzerine temlik almış, üyeliği 13.08.1995 tarihinde kooperatif yönetimince kabul edilerek kaydı yapılmıştır.
Gerçekten, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14. maddesi hükmünce kooperatif ortaklığının devri olanaklıdır. Devri gerçekleştirecek kooperatif organı ise kooperatifin yönetim kuruludur. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde bu kişiye ortaklığa kabul etmekle zorunludur. Kooperatif ortaklığının tespiti, ancak yönetim kurulu kararlarının takibi ve ortaklar defterinin incelenmesi ile mümkündür. Denilebilir ki, kooperatif yönetim kurulu kararları bir bakıma kooperatifin sicil defteridir. Bu özelliğinden dolayı da kooperatiften devir ve çıkma işlemlerinde yönetim kurulu kararlarına güven esastır.
Mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeksizin delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının davalılara geri verilmesine, 550.00'şer YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Ayşe Neşe Akiş ve Ayşegül Taşbaş'a verilmesine, 19.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy