(1086 S. K. m. 72, 74, 388, 389) (2709 S. K. m. 141) (1319 S. K. m. 30)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.11.2005 gününde verilen dilekçe ile haciz şerhlerinin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 19.07.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi, davalılardan tasfiye halindeki T. Emlak Bankası A.Ş. ile Şekerbank A.Ş. ve duruşmasız olarak da T. Vakıflar Bankası T.A.O. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.07.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenlerden davalı T. Emlak Bankası T.A.O. vekili Av. Z.D.K. ile karşı taraftan davacılar vekili Av. Y.Y. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. îş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalılardan Hasan'ın kişisel borçlarından dolayı diğer davalılar lehine konulan haciz şerhlerinin, adlarına hükmen tescil edilen 353 ada 42 parsel, A-3 ve A-7 numaralı bağımsız bölümlerdeki payları üzerinden kaldırılması isteğinde bulunmuşlardır. Davalılardan Ü. Belediye Başkanlığı, belediye lehine konulan haczin kamu alacağından kaynaklandığını, Emlak Vergisi Kanunu'nun 30. maddesi gereğince yeni malikin de borçtan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan Şekerbank T.A.O., tasfiye halinde T. Emlak Bankası A.Ş. ve Vakıflar Bankası T.A.O. ise, konulan hacizlerin geçerli olduğunu, mülkiyetin muvazaalı olarak devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılardan Ü. Belediyesi aleyhine açılan davanın reddine; diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan Vakıflar Bankası T.A.O., tasfiye halinde T. Emlak Bankası A.Ş. ve Şekerbank T.A.Ş. temyiz etmiştir.
Mahkemelerin her türlü kararlarının, gerekçeli ve açık olması T.C. Anayasası'nın 141. maddesi gereğidir. Mahkeme hükmünün gerekçesinde ve bir hükümde nelerin bulunması gerektiği HUMK'nun 388/III, IV ve V. fıkralarında gösterilmiştir. Bu hükme göre delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulmasının sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin kararda gösterilmesi, ayrıca hüküm sonucu ile varsa kanun yolları ve hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde kararda gösterilmesi zorunludur.
Değinilen hukuksal sebeplerle dava ve cevap dilekçesine veya rapor ve belgelere atıfta bulunularak hüküm kurulamayacağı gibi, kurulan hükümde tarafların hangi taleplerinin kabul veya ret edildiğinin hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde maddeler halinde belirtilmesi gereklidir. Çünkü taraflar ancak gerekçe saye sinde hükmün hangi madde ve hukuki sebebe dayandırıldığını ve hüküm fıkrasıyla da hangi taleplerinin ve haklarının kabul veya ret edildiğini anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi ve hükmün infazı da bu şekilde mümkün olabilecektir.
Somut olaya gelince; mahkemece davada istek kısmen hüküm altına alınmış ise de; kararın hüküm fıkrasının 2. bendi diğer davalılar yönünden davanın kabulü ile, dava konusu ........... 20 pafta 353 ada 7 parsel numaralı taşınmazın kat irtifaklı 70/1000 arsa paylı 1. bodrum zemin 1. kat A-3 ve 70/1000 arsa paylı 1. bodrum zemin 1. kat A-7 nolu bağımsız bölümlerin davacılara ait 5/8 payı üzerindeki Ü. Belediyesi dışındaki diğer davalılara ait hacizlerin kaldırılmasına şeklindedir. Davacıların istemi 353 ada 42 parsel numaralı taşınmaza ilişkin bulunduğu halde, HUMK'nun 72 ve 74. maddelerine aykırı olarak istem konusu olmayan 7 parsel hakkında hüküm kurulduğu gibi, dosyaya gelen tapu kayıt içeriğine göre davalılar lehine farklı tarihlerde birden fazla sayıda haciz şerhi bulunduğu halde kaldırılmasına karar verilen haciz şerhlerinin hangi davalı lehine hangi tarihte konulan hacze ilişkin olduğu hükümde gösterilmemiştir. Belirtilen nedenlerle yerel mahkeme kararı Anayasa'nın 141 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388 ve 389. maddelerine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 550,00. YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı T. Emlak Bankası A.Ş.'ne verilmesine, peşin alınan temyiz harcının yatıranlara istek halinde geri verilmesine, 08.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy