(1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın yayla yeri olduğu iddiasıyla açılmış mahkemece istek kabul edilerek dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptaline yayla niteliği ile özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hükmü davalılar dava konusu taşınmazın Hazinenin kadastro tespitine itiraz etmesi üzerine Kadastro Mahkemesinin kararı ile adlarına hükmen tescil edildiğini belirterek, kesin hüküm nedeniyle temyiz etmişlerdir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılaması sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacı güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK.nun 237. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için;
1- Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
2- Dava sebebinin, yani davanın dayanağı vakıaların aynı olması,
3- Ve davanın taraflarının aynı olması gerekir. (kesin hüküm külli halefler ile cüz'i halefleri de bağlar.)
Somut olayda; taraflar arasında aynı konuda Pozantı Kadastro Mahkemesi'nin 1997/1500 Esas, 1999/720 Karar sayılı dava görülmüştür. O davada eldeki davanın davalısı Şemsa Özcan yok ise de, uyuşmazlık konusu parseli satın aldığı İsmet Özcan, Sabit Özcan, Cengiz Özcan davalı saffında yer almakta olup eldeki davanın davalısı Şemsa Özcan'ın bu kişilere akti halef olduğu açıktır. Kadastro Mahkemesinde Hazine dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan özel mülkiyete konu teşkil etmeyen fiili olarak yayla niteliğinde bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış ve Kadastro Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu edilebilecek yerlerden olduğu belirlenerek tespit gibi davalılar İsmet Özcan, Sabit Özcan ve Cengiz Özcan adına tesciline karar verilmiş ve derecattan geçerek kesinleşmiştir.
Görüldüğü üzere tarafları ve hukuki sebebi aynı olan her iki davada da tapu kaydının iptali istenen yer aynı taşınmazdır. Mahkemece davanın kesin hüküm varlığı nedeniyle reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı temyiz itirazlarının kabulüne hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy