(4721 S. K. m. 705, 706, 736) (818 S. K. m. 18, 214) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan durulma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, muvazaa ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, davacıya verilen borcun geri ödenmediğini, satış vaadi sözleşmesinin borcun ödenmesi halinde sonuç doğuracağını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
İddia ve savunmaya göre, 416 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin, söz konusu taşınmazın davalıdan alınan borç paraya karşılık teminat olması koşuluyla düzenlendiği, alınan borç paranın ise davacı tarafından ödenmediği çekişmesizdir.
1- Davalının temyiz nedeni yaptığının aksine bir taşınmaz mülkiyetini devreden malikin devralanın bu taşınmazı belli bir amaç için kullandıktan sonra tekrar kendisine veya onun belirleyeceği üçüncü bir şahsa geri temlik edeceği inancıyla taşınmaz mülkiyetini devretmesine inançlı temlik denir. İnançlı temlikte taşınmaz mülkiyetini devralan yeni malik, belli koşulların gerçekleşmesi halinde, taşınmaz mülkiyetini tekrar geri temlik etmeyi taahhüt etmektedir. Burada her iki tarafın amacı da mülkiyeti nakletmek olduğundan mülkiyetin alıcıya geçişi muteberdir.
İnançlı temlikler daha çok kredi temini amacıyla yapılmaktadır.
Kuşkusuz taşınmaz mülkiyeti tescille kazanılır (TMK.m.705). Türk Medeni Kanununun 706. maddesine göre de, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Tapu Sicil Müdürlüğü'nün tescil işlemini bir şarta (mülkiyetin tekrar geri nakledileceği koşuluna) bağlı olarak yapması mümkün bulunmadığından (BK. m. 214) inançlı temlikin her halde bir vefa hakkı (TMK.m.736) ile kurulması mümkündür. İnançlı temlikte rehin verilecek yere işlemin başında taşınmaz mülkiyeti alacaklıya geçirilmekte, borcun ödenmesi halinde borçlu, alacaklıdan mülkiyetin iadesini talep yetkisi kazanmaktadır.
Davacı, satış vaadi sözleşmesinde ödenmesi kararlaştırılan 23.500.00 USD bedeli ödemediğinden bu sözleşmeye dayanarak tescil talebinde bulunamaz. İnançlı işleme dayalı davanın açıklanan bu nedenle reddi doğrudur.
Bu nedenlerle davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları yönünden ise; dava dilekçesi ile dava değeri 1.5.000.00.YTL olarak gösterilmiş ve harç bu değer üzerinden alınmıştır. Mahkemece 01.04.2008 tarihli oturumda dava değeri 23.500.00. YTL. olarak belirlenerek harç bu miktar üzerinden tamamlatılmıştır. 09.10.2008 tarihli oturumda ise eksik dava değerinin 74.131.47. YTL. olduğu belirlenerek eksik harç tamamlatılmıştır. Bu bilgiler ışığında harcı yatırılan dava değeri (23.500 + 74.137.47) 97.637.47. YTL. olduğundan davalı vekili yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.210.99. YTL. olması gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış ise de bu husus kararın bozularak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK. nun 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte yazılı nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendinin 2. satırından 575 rakamının çıkartılarak, yerine 9.210.99. yazılmasına, hükmün düzeltilmiş ve değiştirilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 13.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
(KAYNAK Av. Esin Özlem KESKİN)
Full & Egal Universal Law Academy