MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 24.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 2075 ada 6 parsel sayılı taşınmazda “Ölü ...’nın” kimlik bilgilerinin “... oğlu ...” olarak “Ölü ...’ın” ise kimlik bilgilerinin “... kızı ...” olarak düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı idare vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine “Ölü ....’nın” “... oğlu ...” olarak düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği belirtilerek Dairemizce bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda “Ölü ...” kaydının tashihine yönelik davanın reddine, “Ölü ...” hakkında verilen karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinden bu hususta Karar tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü davalı hazine vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Mahkeme kararında nelerin yazılacağı HUMK'nun 388.maddesinde belirtilmiştir. Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK'nun 389.maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. (HGK'nun 10.09.1991 tarih ve 281-415 ve 25.09.1991 tarih ve 355-440 sayılı kararı)
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir.
Eldeki dava da yapılan ilk yargılamada “Ölü ...” ın kaydının düzeltilmesine karar verilmişse de bozma kararı ile hüküm tamamiyle ortadan kalkmıştır. Bu nedenle “Ölü ...” ın kaydının düzeltilmesine ilişkin yeniden hüküm kurulması gerekirken mahkemece 08.10.2009 tarihli ve 2009/103 esas 2009/230 karar sayılı kararın “Ölü ...” yönünden kesinleştiğinden bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte yazılan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte yazılı nedenle hükmün BOZULMASINA, 01.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy