MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalının maliki olduğu 129 ada 37 parsel sayılı taşınmazın mera niteliğindeki 44 sayılı parsel ile bütünlük arzettiğini, dolayısıyla 37 sayılı parselin mera olduğunu belirterek davalı adına olan kaydın iptali ile mera olarak özel siciline yazılmasına karar verilmesini istemiş; yargılama aşamasında çekişmeli parselin davalı adına tapuda kayıtlı olan 127 ada 37 sayılı parsel olduğunu belirtmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının bu davayı açmakta gerçek amacının esasen mera olan 129 ada 37 sayılı parselin tapu kaydının iptalini sağlamak olduğunun anlaşıldığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
HUMK’nun 80.maddesi uyarınca iki taraftan her birinin yazı ve hesap hatalarının ayrıca ıslah gerekmeksizin düzeltmesi mümkündür. Nitekim davacı başlangıçta 129 ada 37 parsel sayılı taşınmazı dava etmişse de durumun maddi hatadan kaynaklandığını, aslında davayı açmakta muradının 127 ada 37 sayılı parselin tapu kaydının iptalini sağlamak olduğunu belirterek doğru parsel numarasını mahkemeye bildirmiştir. Davada 127 ada 37 sayılı parselin mera olduğu iddia edildiğine göre bu konuya ilişkin taraf delilleri toplanarak yöntemince inceleme ve araştırma yapılarak çekişmenin esasının incelenmesi yerine davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru değildir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 04.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.