MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat birleştirilen davada muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 30.03.2010 gün ve 2010/635-3441 sayılı ilamiyle davacı ...'un vazgeçme nedeniyle temyiz isteminin reddine, bir kısım davalıların temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı ve birleşen dosyanın davacısı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, davalı ..., ... ve ...'nin 434 parsel sayılı taşınmazdaki miras paylarını 25.01.1994 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın ve teslim almasına rağmen muvazaalı olarak tapuda ...'a devrettiklerini belirterek tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemiştir.
Birleştirilen 2006/268 esas sayılı dosyada davacılar ...., ..., ... ve ... vekili 7.7.2006 tarihli dilekçesi ile davalı ... ve Adnan aleyhine muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece asıl davada tapu iptali ve tescil davasının reddine, tazminata yönelik istemin kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı ..., davalı ... mirasçıları ve davalılardan ... temyiz etmiştir.
Dairemizce;
1- Davacı ... kimliği yöntemine uygun olarak saptanan 7.12.2009 havale tarihli dilekçesinde temyiz isteminden vazgeçtiğinden vazgeçme nedeniyle davacının temyiz isteminin reddine,
2- Davalı ... ve ...’in temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre temyiz eden davalıların bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul yasaya uygun hükmün onanmasına 30.03.2010 tarihinde karar verilmiştir.
Davacı ve birleşen dosyanın davacısı ... vekili, davacı ...'un 7.12.2009 tarihli dilekçesinin "temyizden ve tüm alacaklarından" feragat niteliğinde olup sadece temyizden feragat niteliğinde olmadığını, tüm davalarından feragat ettiğini ve bu beyanlarını yeniden tekrarladıklarını ifade ederek bozma istemi ile karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Davacı, hükmün temyiz edilerek dosyanın Yargıtay’a gönderilmesinden sonra vermiş olduğu kimliği onaylı 07.12.2009 tarihli dilekçesi ile davasından feragat ettiğini bildirmiş ve bu beyanını 14.06.2010 tarihli karar düzeltme dilekçesinde tekrarlamıştır.
HUMK’nun 91. maddesinde feragatin iki taraftan birinin neticei talebinden vazgeçmesi olduğu belirtilmiş, 95/1.maddesinde de feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Bu nedenle kararın davacının davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere bozulması gerekir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu yoldadır. (11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 16.11.1966 tarihli ve 1438/290 sayılı, 27.5.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı kararları)
Kararın bu nedenle bozulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile onandığı bu defa yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından davacının karar düzeltme istemi kabul edilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, onamaya ilişkin Dairemizin 30.03.2010 tarihli 2010/635-3441 sayılı kararının KALDIRILMASINA, hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 18.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy