MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.07.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişindir.
Davalı, davacının sözleşme nedeniyle kendisinden ancak ödediği bedeli faiziyle isteyebileceğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazlar ortaklığın giderilmesi davası sebebiyle satıldığından, davalı payına düşen toplam 76.411.99 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Paylı veya elbirliği mülkiyeti rejimine tabi bir taşınmazın ortaklığın giderilmesi sonucu satılması her zaman olanaklıdır. Çünkü taşınmazın satış vaadi sözleşmesine konu yapılması ortaklığın giderilmesi davası açılmasına engel teşkil etmez. Hatta taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi davasında verilen hüküm kesinleşirse elbirliği mülkiyeti rejimi bozulur ve taşınmazın elbirliği rejimine tabi iken satışı vaat edilmiş olunsa bile sözleşme ifa imkanına kavuşur. Bundan dolayı elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu yapılmış, ortaklığın giderilmesi davası daha sonra açılmışsa satışa karar verilmiş olunsa dahi satış kararı infaz edilerek mülkiyet henüz üçüncü kişiye geçmemişse satış vaadi sözleşmesine dayalı tescil davasının kabulü mümkündür. Fakat ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davası kesinleşmiş, üçüncü kişiye satış yapılarak mülkiyet de onun adına tescil edilmişse sözleşmenin ifa olanağı kalmaz. Bu gibi durumlarda tescili talep yetkisinin yerini, taşınmazın satışından elde edilen parayı talep yetkisi alır.
Mahkemece, yapılan bu saptamalar gözden kaçırılarak taşınmazların satışından elde edilen paranın tahsiline karar verilmesi doğrudur. Ancak;
Davacı, 28.09.2009 tarihli ıslah dilekçesinde davalıdan 75.838.00 TL’nin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, taleple bağlı kalınarak bu miktarın hüküm altına alınması yerine HUMK'nun 74. maddesi hilafına daha fazlaya hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Karar açıklana nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.