MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davacının davasının ... yönünden yasa gereği vazgeçmiş sayılmasına, ... yönünden bozmadan önceki kararın aynen geçerliliğine dair verilen 26.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çekişmeli taşınmaz evveliyatının yayla olduğu, zilyetlikle kazanılması söz konusu edilemeyeceği iddiası ile tapu iptali ve özel siciline işlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma kararına uyularak davalılardan ...'ın tapudaki 39/40 payı yönünden Mera Kanununun geçici 3.maddesinde 5685 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik gereğince davacı Hazinenin davasından kanun gereği vazgeçmiş sayılmasına, yasaya uygun biçimde belirlenmiş olan ve depo edilen 3.148,06 TL'nin Hazineye ödenmesine, davalılardan ...'ın 1/40 payı yönünden mahkemece bozmadan önce davaya konu taşınmaz olan 527 ada 29 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile yayla olarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş olması müşterek maliklerden ...'ın söz konusu kararı temyiz etmemesi ve kesinleşmesi karşısında bu davalı yönünden verilen kararın aynen geçerliliğine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacının sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Mahkeme kararında nelerin yazılacağı HUMK'nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve terüddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK'nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir(Hukuk Genel Kurulunun 10.09.1991 tarih 281-415 ve 25.09.1991 tarih 355-440 sayılı Kararları). Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Somut olayda; mahkemece, bu yön gözetilmeden hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle "davalı ... yönünden verilen kararın aynen geçerliliğine" şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekir ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK'nun 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1).bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2).bent uyarınca hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin (a) fıkrasının 4.satırında "Mahkememizin” ve 5.satırındaki “ilişki kararın aynen geçerliliğine” sözcüklerinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, 03.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy