MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.10.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydının dayanağı paftada tersimat hatası ve taşınmazın yüzölçümü miktarının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.08.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kendisine ait 6988 parsel sayılı taşınmaz ile davalılara ait 5727 parsel sayılı taşınmazın paftasında tersimat sırasında hata yapıldığını, bu hatanın düzeltilmesi için kadastro müdürlüğüne başvurduklarında istemlerinin reddedildiğini ileri sürerek tersimat hatasının hükmen düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davaya bir diyeceklerinin olmadığını beyan etmişler, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar temyiz etmişlerdir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut olayda; davacıya ait 6988 parsel sayılı taşınmazın 5726 parsel sayılı taşınmazda ifraz ve yola terk işlemleri sonrası oluşan artık parsel olduğu, bu parselin paftaya tersimatı sırasında hata yapıldığı ileri sürülmektedir. Gerçekten de kadastro müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca düzeltme istemi üzerine yapılan incelemede de davacı parselinin yola terk projesinin kesinleşmesi ile oluştuğu, sınırda bulunan davalılara ait 5727 parsel sayılı taşınmazın ölçü krokisine göre kuzeye kayması gerektiği de saptanmıştır.
Mahkeme, keşifte alınan rapora göre; dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırı saptayarak düzeltme yapmıştır. Yukarıda da açıklandığı gibi 41.madde kapsamındaki düzeltmelerin konusunu kadastro çalışmaları sırasında yapılan ölçü, tersimat, hesaplama ve sınırlandırma hataları oluşturmaktadır. Bu madde kapsamında değerlendirilmeyen hatalar ise ancak tapu iptali ve tescil davasına konu olabilir. Davacı da tersimat hatası bulunduğu gerekçesiyle kadastro müdürlüğüne başvurmuş olmasına rağmen istemi hatanın 41.madde uyarınca düzeltilemeyeceği gerekçesiyle reddedilmiştir. O halde, 41.madde kapsamında değerlendirilmeyen bir hatanın aynı nedenle mahkemeden düzeltilmesini isteme olanağı da bulunmamaktadır. Mahkemece bu hususlar gözetilerek davanın reddi gerekirken kabul kararı verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 10.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.