MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki vakıf şerhinin terkini davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 08.03.2010 gün ve 2010/1630 - 2430 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/105-229 sayılı kararı ile adına tesciline karar verilen 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki “ ... Vakfından Mukaatalı” biçimindeki şerh nedeniyle taşınmazın adına tescil edilemediğini ileri sürerek, tapu kaydındaki vakıf şerhinin taviz bedeli ödenmeksizin silinmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının taşınmazın mülkiyetini tescilden önce kazandığı ancak taşınmazda tasarruf işlemlerini adına tescili sağladıktan sonra yapabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 08.03.2010 tarihli ve 2010/1630-2430 sayılı kararı ile gerekçesi açıklanarak onanmasına karar verilmiş, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, çekişme konusu taşınmazın tapu kaydındaki vakıf şerhinin terkini istemine ilişkindir.
Dava konusu 20 parsel sayılı taşınmazın Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin temyiz denetiminden geçerek 28.01.2008 tarihinde kesinleşen Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/105-229 karar sayılı kararı ile davacı Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Ancak, anılan karar infaz edilmediğinden, eldeki davanın açıldığı ve kararın temyiz edilerek dosyanın Dairemize gönderildiği
tarihte taşınmaz, dava dışı Zeynep Aksüyek ve Mustafa Sinan Tansuğ adına elbirliği mülkiyet biçiminde kayıtlıdır.
Davacı, taşınmazın 13.01.2010 tarihinde adına tescil edildiğini ileri sürerek karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Gerçekten, getirtilen tapu kaydından 20 parsel sayılı taşınmazın 13.01.2010 tarihinde davacı Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı bu tescil nedeniyle TMK’nun 705. maddesi uyarınca taşınmazda malik olması nedeniyle tasarruf hakkını kazanmıştır. Bu nedenle mahkemece davacının istemi incelenerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemizin 08.03.2010 tarih ve 2010/1630-2430 sayılı onanma kararının kaldırılarak hükmün BOZULMASINA, 25.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy