MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.04.2010 gününde verilen dilekçe ile mera komisyonu kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava dilekçesinin yargı yolu itibari ile reddine, mahkemenin görevsizliğine dair verilen 16.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı köy vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mera komisyon kararının iptali istemine ilişkindir.
Davalı Hazine, davacı köyün dava açma ehliyeti bulunmadığını, davanın reddini savunmuş, diğer davalı ... Köy İşleri Bakanlığı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddianın idari yargı yerinde incelenmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
Hükmü, davacı köy temyiz etmiştir.
Tarım arazisi vasfında olup tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazların köy halkı tarafından ecrimisil ödenmek suretiyle kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı köy, Hazinenin mülkiyetindeki taşınmazları kiralamış olduğunu belirterek, kiralanan taşınmazların sonradan yapılan Mera Kanunu uygulamasında mera kaynakları kapsamına alınmış bulunması nedeniyle mera komisyon kararının iptalini istemektedir.
Gerçekten, 4342 Sayılı Mera Kanununun 5.maddesine göre, Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği saptanan yerler mera kaynakları içerisine alınabilir. Şayet
Hazinenin tapulu yerleri mera kaynakları kapsamına alınmış ise, buna karşı dava açma yetkisi mülkiyet hakkı sahibi Hazinenindir. Kira ilişkisi veya benzeri bir nedene dayanılarak mülkiyet hakkı sahibi Hazinenin kullanmadığı dava açma yetkisini bu hak sahipleri kullanamaz. Diğer taraftan mera komisyon kararının iptali talebiyle açılan bu gibi davalarda, davanın görüleceği yer idari yargı değil adli yargı yeridir. Gerekçede emsal alınan karar somut olaya uygun olmayıp, 4342 Sayılı Mera Kanununun 14.maddesi uyarınca açılacak vasıf değişikliğinin iptali davasına ilişkindir.
Mahkemece, çekişmenin esası incelenerek bir hüküm kurulması yerine uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle yazılı biçimde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; idari yargı yerinde görülmesi gerektiği saptanan bir davada, davanın “yargı yolu nedeniyle reddi" ile yetinilmesi gerekirken, gönderme kararı verilmesi de yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy