MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 09.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 480 parsel sayılı taşınmazda 40 yıldır murisleri, onun ölümü ile de kendilerinin kullandığı bölüm için tapu tahsis belgesi verildiğini, imar çalışması yapılan taşınmaz için 2TL bedelin ödendiğini, davalının tescil için yeniden bedel isteminde bulunduğunu ileri sürerek, 8 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, 480 parsel sayılı taşınmazın imarı ile 8 parsel sayılı taşınmazın oluştuğunu, 2TL arsa bedeli olmadığını, arsa bedelinin ödenmesi halinde tescile hak kazanacaklarını, davacıların taşınmazı satın almak için başvurduğunu, belediye encümeni tarafından belirlenen bedelin ödenmediğinden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın bedelinin ödenmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için; hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması; tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış, ilgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış, tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması; tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması, tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması, imar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Tapu kaydından, dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazın 260m² yüzölçümlü, arsa niteliğinde, 2003 yılında satış nedeni ile Küçükçekmece Belediyesi adına kayıtlı olup, beyanlar hanesinde, “Üzerindeki bina Recep, Abdi, Rıfkı ve ...’a aittir.” yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Bir kısım davacılar murisi .... ile ..., ..., ...’a 08.04.1985 gün ve 1/2788 nolu tapu tahsis belgesi ile 480 parsel sayılı taşınmazın 320m² kısmı tahsis edildiği görülmektedir. Davalı ... 30.04.2007 gün ve 1630 sayılı kıymet takdir raporunda taşınmazın metrekare birim fiyatı 250TL olarak belirlemiş, 05.07.2007 tarih ve 103 sayılı encümen kararı ile davacılara anılan bedel üzerinden satışına karar vermiştir. Hükme esas alınan 07.09.2009 günlü inşaat bilirkişi raporu ile, 8 parsel sayılı taşınmazın davanın açıldığı 09.11.2007 tarihindeki rayiç metrekare birim fiyatının 400TL olduğu ve tamamının 104.000TL olduğu saptanmıştır. Anılan rapora davacılar, dava tarihine yakın dönemde davalının belirlediği daha düşük değer bulunduğu; davalı ise emsal olduğunu ileri sürdüğü başka bir işle ilgili rapor sunarak takdir edilen bedelin düşük olduğu gerekçeleri ile itiraz etmişlerdir. Her iki tarafça belge sunularak itirazlar ileri sürüldüğüne göre, bu itirazlar dikkate alınarak oluşturulacak bilirkişi kuruluna yeniden rapor düzenlettirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan saptamalar bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 17.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.