MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ile yayla olarak sınırlandırılması davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.04.2010 gün ve 2010/3649 - 4415 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, çekişme konusu 544 ada 17 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının yayla olduğu, zilyetlik ile kazanılması söz konusu edilemeyeceğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ve özel siciline işlenmesi istemiştir.
Mahkemece, davalı ... yönünden davadan kanun gereği vazgeçmiş sayılmasına, davalı ... önceki hükmü temyiz etmediğinden hakkındaki kararın kesinleştiği gerekçesi ile payının iptali ile yayla olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili ve davalı ... temyizi üzerine, Dairemizin 15.04.2010 tarih ve 2010/3649-4415 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer karar düzeltme istemi yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava, çekişme konusu taşınmazların evveliyatının yayla olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, taşınmazın yayla olduğu gerekçesi ile tapu kaydının iptaliyle yayla olarak sınırlandırılmasına ilişkin 15.06.2006 tarihli kararı davalı paydaş ...’un temyizi üzerine, Dairemizin 14.11.2008 gün ve 2008/11548-13929 sayılı kararı ile 5685 sayılı yasa ile 4342 sayılı yasanın geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılması gerekçesiyle temyiz edene hasren bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu, davalı ... yönünden davadan kanun gereği vazgeçmiş sayılmasına, davalı ... yönünden önceki hükmü temyiz etmediği gerekçesi ile payının iptali ile yayla olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararında nelerin yazılacağı HUMK'nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve terüddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK'nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir(Hukuk Genel Kurulunun 10.09.1991 tarih 281-415 ve 25.09.1991 tarih 355-440 sayılı Kararları). Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece, bu yön gözetilmeden hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle "Bir kısım davalılar yönünden verilen kararın aynen geçerliliğine" şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekir ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK'nun 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine; (2). bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemizin 15.04.2010 tarih ve 2010/3649-4415 sayılı onanma kararının kaldırılarak, mahkemenin hüküm fıkrasının (A) bendinin ikinci paragrafının hüküm fıkrasından tümden çıkarılarak, yerine “Hazine yararına usulü müktesep hakkın korunması gerekeceğinden davalı ... adına kayıtlı 161/536 payın iptali ile özel siciline yazılmasına” sözcüklerinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, 24.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy