(4721 S. K. m. 701, 703, 716)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.03.2008 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.05.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Dava, 23.05.1983 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, zamanaşımı definde bulunmuş, satış vaadi sözleşmesinden vaat borçlusunun vekili olarak hareket eden kişinin vekalet görevini kötüye kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davada dayanılan 23.05.1983 günlü sözleşmenin konusu 1101, 1102, 1103 ve 1249 sayılı parsellerde malik M.'la kardeşi E.'ye bu kişiden de davalı ve diğerlerine geçecek hisselerdir. Dosyada toplanan delillerden 1101, 1102 ve 1103 sayılı parsellerde elbirliği mülkiyetinin çözüldüğü ve taşınmazların mirasçılar adına paylı olarak intikal gördüğü, ancak 1249 sayılı parseldeki davalının satış vaadinde bulunduğu E.'ye ait payın elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olduğu görülmektedir.
Elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyeti rejimine tabi bir taşınmazda iştirakin dışında bulunan alıcıya maliklerden birinin yaptığı satış kuşkusuz geçerli bir satıştır. Fakat elbirliği mülkiyeti paylı hale getirilmeden sözleşmenin ifa olanağı yoktur ve buna dayanılarak da tescil talebinde bulunulamaz.
Yapılan bu saptamaya göre 1249 sayılı parselde malik E. payı elbirliği mülkiyetine tabi olup sözleşmenin bu parsel yönünden ifa olanağı bulunmadığından 1249 sayılı parsele yönelik davanın reddi yerine bu bölüm isteğin de kabulü doğru değildir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2). bent uyarınca bozulmasına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy