(4721 S. K. m. 715) (3402 S. K. m. 16)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.7.2008 gününde verilen dilekçeyle tapu iptali ve yol olarak terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.12.2009 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı duruşmasız olarak Hazine ve davalı tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.7.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı, diğer davalı T. S. ve davalı Hazine vekili geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve yol olarak terkin istemleriyle açılmıştır.
Cevap veren davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiş, davalılara ait taşınmazın bilirkişi krokisinde kırmızı renkle işaretlenen ve yol olduğu saptanan bölümlerin tapu kaydının iptali ile bu bölümlerin haritasına yol olarak işaretlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar F.Ö., T. S. ile Hazine temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 715. ve Kadastro Kanununun 16 ncı maddeleri hükümlerine göre yollar; paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı taşınmazlardır. Bu gibi yerlerin, haritasına işaretlenmesiyle yetinilmesi gerekir.
Somut olaya gelince;
Yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 22.10.2008 tarihli bilirkişi raporlarında, çekişme konusu yerin 1960 yıllarındaki fotoğraflarda 1-2 m² genişliğinde insan ve yük hayvanlarının yürüyebileceği bir yol olduğu, ancak aynı yerin 1954-1956 yıllarında çekilmiş hava fotoğraflarında yol olarak görünmediği belirtilmiştir. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16 ncı maddesindeki kadim sözcüğü öncesi bilinmeyen bir zamanı ifade eder. Çekişme konusu bölüm, 1954-1956 yıllarındaki hava fotoğraflarına yol olarak yansımadığına göre bu yerin kadim yol olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla, davanın reddi gerekir.
Diğer yandan, usul hukukumuzda bir kimsenin davaya dahil edilme yöntemiyle aleyhine hüküm kurulma olanağı yoktur. Bu bakımdan da, kayıt maliki olmayan davalı Hazine aleyhine açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğu sebebiyle reddi gerekirken, kayıt maliklerinin davaya dahil edilmesi yöntemiyle aleyhlerine hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
Karar, bütün bu sebeplerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; gerçek kişiler adına tapuda kayıtlı taşınmazların tapu kaydının iptali dava edildiğine göre, kayıtta malik olmayan Hazineye husumet yöneltilemez.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazine'ye verilmesine, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde yatıranlara iadesine, 22.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy