(3194 S. K. m. 18)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.03.2003 tarihinde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.12.2009 tarihli hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak tetkiki davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin edilen 08.06.2010 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, Tarsus, Ç. Köyünde bulunan 210 ve 195 (ifrazen 404 ve 405) parsel sayılı taşınmazda davalı H.G.ye ilişkin payın 28.09.1957 günlü satış vaadi sözleşmesi ile miras bırakanları A.G.G. ile dava dışı M.G.e satışının vaat edildiğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı payın 1/2sinin iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığını ve zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuş, davanın reddini istemiştir.
Yargılamalar sırasında davalı öldüğünden mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlarda davalıya ilişkin payın 1/2sinin iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmişlerdir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- 3194 sayılı İmar Yasasının 18/son maddesi hükmü gereğince veraset yoluyla intikal eden, bu yasa hükümlerine göre şuyulandırılan, Kat Mülkiyeti Yasası uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yoluyla satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. Bu hüküm imar uygulamasına geçilmeyen yerlerde çarpık yapılaşmayı önlemeye yöneliktir. Mahkemece kamu düzenine ait bu kanun hükmü üzerinde durulmadan ve taşınmazın hisselendirmeler suretiyle tescilinin olanaklı olup olmadığı araştırılmadan istemin hüküm altına alınması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1). bentte açıklanan sebeplerle davalıların temyiz itirazlarının reddine. (2). bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istem halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 08.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy