MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.10.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21.09.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, davalı arsa maliki ... ile yüklenici ... arasında 20.06.1996 tarihinde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince 755 ada 2, 3, 4 ve 773 ada 3 numaralı parsellerde inşa edilecek binalardan 16 adet villa ile 4 adet dairenin arsa malikine diğerlerinin yükleniciye bırakıldığını, yüklenici ... ile davacı kooperatif arasında 04.12.1996 tarihinde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile önceki sözleşme hükümleri kapsamında binanın yapımını üstlendiklerini, 15.09.2000 tarihinde kooperatif ile arsa maliki ... arasında yapılan ek sözleşme ile, arsa malikinin kendisine bırakılan villa ve dairelerin bir kısım işlerini yapmayı (yüklenici olarak) üstlendiğini, davacı kooperatifin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı ...'ın 15.09.2000 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacağının ödenmediğini, davacıya ait bağımsız bölümlerin devrinden kaçındığını belirterek dilekçesinde ada-parsel ve bağımsız bölüm numaralarını belirttiği tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı ..., davacının yargılama aşamasında taraflar arasında 03.02.2002 tarihinde imzalanan sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, bu hususta 20.06.2002 tarihinde ihtirname de gönderildiğini, kooperatifin iyiniyetli olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 11.10.2005 tarihli 2005/4793 E, 8900 K. sayılı ilamı ile, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan, menfi tespit davasının sonucunun eldeki dava sonucunu da etkileyeceğinden bu dava sonucunun beklenilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş yapılan yargılama sonucunda, davalı ...'in alacaklı olduğu miktar depo ettirilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı, ... temyiz etmiştir.
Dava taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık arsa malikinin aynı zamanda yüklenici sıfatı ile yaptığı bir kısım imalatlar bedelinin yine taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olarak ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Kuşkusuz uyuşmazlığın çözümünde de tarafların serbest iradeleri ile imzalayıp inkar etmedikleri sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekecektir.
HUMK'nun 275 maddesi, "mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgisi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenmez" şeklindedir.
Somut olayda mahkemece davalı ...'in alacak miktarının saptanması amacıyla bilirkişilerden birden fazla rapor alınmış 13.10.2008 tarihli bilirkişi raporu ve kesinleşen 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararına atıfta bulunularak hüküm kurulmuştur. Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinde davacı kooperatif tarafından davalı ... aleyhine açılan menfi tespit davasının reddine dair verilen karar Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 12.02.2007 tarihli kararı ile; "....yüklenici alacağının açıldığı takdirde o davada değerlendirileceğinin tabii bulunmasına göre...." gerekçesi belirtilerek onanmıştır. Bir başka anlatımla bu dosyada saptanan alacak miktarı bağlayıcı değildir.
Tüm bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; yeni bir bilirkişi heyeti aracılığı ile tarafların mutabık kaldıkları alacak miktarının 03.02.2002 tarihli ek sözleşme hükümlerinde belirtilen süre ve şartlarda ödenip ödenmediğini, süresinde ödenmemiş ise sözleşmenin 9. maddesindeki taraflarca kabul edilen hükümler de dikkate alınarak saptamak, önceki bilirkişi raporlarında belirlenen miktar ve 9. madde hükmünün uygulanıp uygulanamayacağı konusundaki çelişkileri de giderecek şekilde bir rapor alındıktan sonra varsa bakiye miktarın depo edilmesi için Borçlar Kanununun 81. maddesi gereğince davacıya süre verilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Davalının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 12.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.