MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 27.01.2010 gün ve 2009/14757-2010/676 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, mülkiyeti idareye ait ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 116 m2 kesimi için tapu tahsis belgesi verildiğini, tüm başvurularına rağmen tapunun verilmediğini, davalı idare tarafından 06.05.2008 tarihli yazı ile bu taşınmazın 169.000TL bedel ile satışının yapılacağının bildirildiğini, bu bedelin fahiş olduğunu, bedelin 28.09.1990 tarihinde Zeytinburnu Belediye Encümeninin tespit ettiği bedele indirilmesinin mümkün olmaz ise güncellenerek saptanacak bedel ile tapu tahsis belgesinin tapuya çevrilmesi ve taşınmazın payları oranında davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu tahsis belgesinin mülkiyet belgesi olmadığı, yalnızca fiili kullanmayı belirleyen zilyetlik belgesi olduğu ve tek başına tescil için yeterli olmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, hükmü davacılar vekili temyiz etmiş, Dairemizce 27.01.2010 tarihinde kararın onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davada tapu tahsis belgesine dayanılmıştır.
Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
2010/8113-9491
Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Somut olayda; Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma yapıp geçerli bir tahsisi belgesinin bulunduğu tespit edilmesi halinde taşınmazın uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanan dava tarihindeki rayiç değerini depo etmeleri için davacılara süre verilip ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Hüküm açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin kabulü ile Dairemizin 27.01.2010 tarih 2009/14757 esas 2010/676 karar sayılı onama ilamının KALDIRILARAK hükmün BOZULMASINA 30.09.2010 tarihinde oy birliği ile karar verildi