MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.11.2006 ve 26.03.2007 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı maliki olduğu 117 ada 37 parsel sayılı taşınmaz lehine geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, bozma kararına uyularak davacının davalılar ... ve ...'a yönelik davasının kabulüne karar vermiştir.
Hükmü, davalı 41 parsel sayılı taşınmaz maliki ... temyiz etmiştir.
Dairemizin 29.06.2009 gün 2009/7388 - 8107 esas ve karar sayılı bozma ilamında yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, bilirkişilerce verilen raporlarda geçit kurulan taşınmazın diğer alternatiflere göre daha uygun olup olmadığının belirlenmediği ve ziraat bilirkişisinin raporlarında çelişki bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmuş, yeniden keşif yapılmadan, bilirkişilerden ek rapor alınmıştır. Fen bilirkişisi 11.01.2010 tarihli ek raporunda toprak kaybı yönünden en ekonomik yerin krokide M, K, L harfleri ile gösterilen 33 parselin doğu sınırı boyunca olan güzergahta diğer alternatiflere nazaran en az toprak kaybı olduğu belirtilmesine rağmen, aynı fen bilirkişisinin ziraat bilirkişisi ile ortaklaşa düzenledikleri 25.02.2010 tarihli ek raporda en ekonomik yol seçeneğinin E ve H harfiyle belirlenen 46 ve 41 parsellerden verilen yol olduğu belirtilmiştir. Mahkemece de 25.02.2010 tarihli rapor dikkate alınarak E ve H harfi ile gösterilen 46 ve 41 parselden davacı taşınmazı lehine geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Geçit hakkı tesis edilen güzergahla Afyon-Konya karayoluna bağlantı kurulmuştur. Erişme Kontrollü Karayolları Kanununun 3. maddesine göre bu tür karayollarına bağlantılar Karayolları Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü yerlerden ve uygun gördüğü şekillerde yapılabilir. Bu nedenle bağlantının kurulduğu karayolunun niteliğinin araştırılması, erişme kontrollü karayolu ile anılan yasa, değilse karayollarına ait diğer mevzuat çerçevesinde böyle bir bağlantının kurulmasının sakıncaları olup olmadığı tartışılması ve Karayolları Genel Müdürlüğünden görüş istenmesi gerekir. Ayrıca dosya içeriğinden geçit hakkı tesis edilen güzergahta bulunan 46 parselin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından bir kısmının kamulaştırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma kararına uyulmuş, ancak bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir. O halde mahkemece, uzman bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, tüm alternatifler yeniden araştırılmalı, bu yapılırken toprak kaybı yönünden en ekonomik yer değil, yukarıda açıklandığı üzere en az zarar görecek yerin araştırılması gerekir. Ayrıca güzergah üzerinde bulunan ağaçların hepsi geçit bedeli belirlenirken hesaba katılmalıdır. Bilirkişilerden, kurulacak geçit hakkının Afyon-Konya karayoluna bağlantısı hususunda Karayolları Genel Müdürlüğünün görüşü de dikkate alınarak, karayolları kamulaştırma krokisinden de faydalanarak keşfi izlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlemeleri istenmelidir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak oluşturulacak rapora göre bir karar vermek gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 15.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.