MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.09.2009 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, İzmir .... Noterliğinin 19.09.2006 tarihli ve 16409 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinin devri sözleşmesine dayanarak dava konusu ... köyü 206 ada 4 ve 10 parsel numaralı taşınmazlarda, davalıların murisi ... adına kayıtlı satış vaadine konu hisselerin iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılardan ... 24.12.2009 tarihli oturumda davayı kabul etmiş, davalı ... davanın reddini savunmuş, diğer davalı ... yargılamalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece; 206 ada 4 parsel yönünden davalıların murisinin taşınmazda malik olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, 206 ada 10 parsel ile ilgili davada ise davalıların murisinin miras payı 12 pay kabul edilerek 2/12 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davalarının kabulü için aranacak ilk husus sözleşmenin ifa olanağının bulunup bulunmadığıdır. Elbirliği ortaklığına (iştirak halinde mülkiyete) konu bir taşınmazda elbirliği ortaklarından birinin, miras payını, ortaklık dışı bir kişiye satmayı vaat etmesi halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. Ancak elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Fakat elbirliği ortaklığına dahil paydaşlar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmışsa iştirak bozulmamak kaydıyla suretiyle satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı vardır.
Somut olayda; davalıların murisi 12.10.1968 tarihinde vefat eden ... ’in dava konusu elbirliği mülkiyet rejimine konu 206 ada 10 parsel numaralı taşınmazın tamamı ile 206 ada 4 parsel numaralı taşınmazda 905/1497 hissenin maliki olduğu, İzmir 7. Sulh Hukuk mahkemesinin 1987/821 E. 1988/8 K. sayılı veraset ilamı ile İzmir 8. Sulh Hukuk mahkemesinin 1991/1543-1698 sayılı veraset ilamına göre elbirliği ortaklarından davalıların toplam 4/12 oranında miras payları olduğu ve davacının da tereke dışında üçüncü bir kişi olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca;
1-Dava konusu 206 ada 10 sayılı parsel yönünden davalıların murislerine ait taşınmazda, satışını vaat ettikleri toplam miras payı 4/12 olmasına rağmen, mahkemece hatalı olarak 2/12 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, yukarıda bahsedildiği gibi taşınmaz elbirliği mülkiyet rejimine tabi olup sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekirse de temyiz edenin sıfatına göre bu yanlışlık bozma nedeni yapılmamış, düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Dava konusu 206 ada 4 sayılı parsel yönünden ise davalıların murisinin, elbirliği ortaklığına konu 905/1497 payı yönünden ortaklık çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, malik olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nun 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile temyiz edenin sıfatına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 11.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.