MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki geçit hakkı davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 25.05.2010 gün ve 2010/4943-5895 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı ... ve ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar 421 parsel numaralı taşınmazın bir kısım paydaşları olup, davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 404 parselden 153 m2’lik, 403 parselden 215,41 m2’lik ve 402 parselden de 133 m2’lik kısımlardan geçit hakkı tesisine karar verilmesi üzerine hükmün 402 parsel paydaşı Hazine tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce özetle;
“....davalılara ait 403 ve 404 parsellerin ekonomik bütünlüğünü bozacak biçimde ve başka seçenekler aranmadan krokide kırmızı ile işaretli 402, 403, 404 parsellerden geçit kurulması fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırıdır, ayrıca taşınmazların ne kadar genişlikte geçit ile yükümlendirildiğinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi ve geçit bedelinin hüküm tarihine yakın bir tarihte belirlenmemesi de doğru değil ise de, hüküm 403 ve 404 parsel maliklerince temyiz edilmediğinden bu konudaki yasaya aykırılığa değinilmekle yetinilmiştir.
402 parsel sayılı taşınmazın paydaşı Hazine'nin temyizine gelince; 402 parsel sayılı taşınmazda kurulan geçit yeri bu parselin de ekonomik bütünlüğünü bozmaktadır. Bu parselde uygun geçit yerinin taşınmazın güneybatı sınırına bitişik aramak gerekir. Şayet, bu sınıra bitişik geçit kurulması mümkün değilse bölünen parçanın bedeli de geçit bedeline ilave edilmek suretiyle depo ettirilmelidir....” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 402 parsele ilişkin geçit hakkı talebinin kabulüne, 10.12.2009 tarihli fen bilirkişileri rapor ve krokilerinde pembe renkle gösterilen 402 parselin 133,42 m2’lik kısmından 421 parsel yararına geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü; davalı Hazine vekili ile davalılardan ... ve ... vekili temyiz etmiş, Dairemizce 25.05.2010 tarihinde karar onanmıştır.
Davalılar ... ve .... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. (Hukuk Genel Kurulunun 10.9.1991 gün 281-415 ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları ).
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir.
Somut olayda; mahkemece, bozma öncesi 403 ve 404 parsellerle ilgili verilen kararın kesinleştiğinden söz edilerek infazda tereddüt yaratacak şekilde sadece 402 parsel yönünden hüküm kurulması doğru olmadığından ve bu nedenle hükmün bozulması gerekirken zuhulen onanması bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalılar ... ve ... vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılmasına ve kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... ve ... vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemizin 25.05.2010 gün ve 2010/4943 esas, 2010/5895 karar numaralı onama kararının kaldırılmasına ve hükmün BOZULMASINA, 04.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.