(7201 S. K. m. 21, 23) (1086 S. K. m. 73) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 33)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.10.2005 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.05.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; çekişmeli taşınmazın öncesinin yayla olduğu, zilyetlikle kazanılmasının söz konusu edilemeyeceği iddiasıyla tapu iptali ve özel siciline işlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı idareye dava dilekçesi ve duruşma gününün Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple öncelikle anılan madde uyarınca geçerli tebligatın ne biçimde olacağının irdelenmesi gerekmektedir.
Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse, gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yada memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı gün tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak, alınan beyanı tebliğ mazbatasına yazıp, altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Yasası'nın 23 ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Eldeki davada davalı F. M. E.'a çıkarılan tebligat incelendiğinde; 01.12.2005 günlü duruşma gününün 17.11.2005 gününde Tebligat Yasasının 21. maddesine göre tebliğ edildiği, tebligata adres kapalı olduğundan komşusu R. H.'ya haber verilerek bir örneğin kapıya yapıştırıldığı yazılmıştır. Ancak komşu R. H.'nın imzası alınmamıştır. Bu halde tebligat işleminin yasa ve tüzük hükmüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa Tüzüğün 28. maddesinin 1. fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebligat memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve adreste bulunmadığı tevsik edilmiş ve tebligatın Tebligat Yasasının 21. maddesinde öngörülen koşulla yapıldığı kabul edilir. Tebligat yöntemine uyulmayarak davalı idareye yapılan tebliğ ile yokluğunda yargılama yapılması savunma hakkını ortadan kaldırmış bulunduğundan HUMK'nun 73. maddesine aykırı bir biçimde yapılıp bitirilen yargılamaya dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; dava konusu taşınmazın kadastro tesbit tutanağının incelenmesinde 22.07.1997 gün 3 sıra numaralı tapu kaydının revizyon alındığı görülmektedir. Mahkemece dava konusu taşınmaza revizyon gören tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile ve varsa tescile ait mahkeme kararı ya da idari yolla oluşması ihtimaline karşı da tapulama komisyon kararı dosyaya celp edilmemiştir. Kayıtlar getirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu eksikler giderilmeden karar verilmesi doğru olmadığından karar bu sebeple de bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda yazılı sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 28.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy