MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.05.2010 gününde verilen dilekçe ile hasılat kirasından kaynaklanan menfi tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 01.01.2007 başlangıç tarihli ve 05.07.2007 tarihinde düzenlenen akar halinde maden suyu vasıflı kaynak suyu sözleşmesi uyarınca davalı idareye kira bedeli sebebiyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, kira sözleşmesinin yasa uyarınca geçersiz hale geldiğinin tespitine, davacı şirketin davalı idareye kira borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davadaki istemin dayanağı 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ile bu kanun uyarınca çıkartılan uygulama yönetmeliğinin 26/5.maddesidir. Yönetmeliğin bu hükmü aynen “Hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden, jeotermal kaynakların aranması, geliştirilmesi, işletilmesine yönelik tesisler ile jeotermal
ve doğal mineralli suların kullanılması için gerekli alanlardan kanunun yürürlük tarihinden sonra kira, ecrimisil alınmaz” şeklindedir. Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu 13.06.2007 tarihinde, uygulamam yönetmeliği ise 11.12.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Teşvik amacıyla jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sulardan kira alınmayacağına ilişkin hüküm, bu kanunun yürürlüğünden sonrasına ait bulunduğundan, davacı kira borcundan ancak, kanunun yürürlüğe girdiği 13.06.2007 tarihinden sonrası için kurtulabilir. Çünkü, taraflar arasındaki sözleşme her ne kadar 05.07.2007 tarihinde düzenlenmiş ise de, sözleşmenin başlangıç tarihi 01.01.2007 olarak kabul edilmiştir.
Mahkemece, yapılan bu saptama gözden kaçırılarak davacının bütün dönem için kira borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy