MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.06.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 1745 ada 1 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mera olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Davalı ..., taşınmazın imar planı kapsamında kaldığını, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3.maddesi koşullarının oluştuğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3.maddesindeki koşulların davalı yararına gerçekleştiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın 18.10.1967 yılında yapılan tapulama işleminde mera olarak tespit edildiği, 08.10.1984, 18.04.1986 tarihlerinde 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uyarınca imar uygulamasına tabi tutulduğu, yol, yeşil alan gibi terk işlemleri yapıldıktan sonra muhtelif ada ve parsellerde arsa vasfı ile belediye adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Daha sonra yapılan imar tadilatı sonucu ise dava konusu parsel 21.08.2007 tarihinde yola ve yeşil alana rastlayan 8515.28 m2 kısmının ihtasen yasa gereği belediye adına tescil edilmiştir.
Danıştay 1.Dairesinin 1988/328 Esas, 1989/19 Karar sayılı mütalaası ile imar planı içindeki meraların planın onayıyla birlikte hukuki bakımdan meralık vasfını yitireceği, bu yerlerden genel hizmete ayrılanların (yol, park, yeşil saha, gibi) belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekeceği, imar planında genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanı olarak belirlenmiş alanlarda kalan meralar bu vasıflarını yitirmeleri halinde Hazine adına tescili gerekeceği belirlenmiştir. Belediye adına tescili gerekmeyen yerler belediye adına tescil edilmiş ise “yolsuz tescil” söz konusu olacağından Hazine her zaman bu iddia ile dava açabilir. Ne var ki, başlangıçtaki tescil işlemi yolsuz tescil olsa da 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi hükmü bu tür tescil işlemlerinin davalı ... adına devam etmesi olanağı sağladığından, artık burada 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi şartları üzerinde durulması gerekir.
4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesine göre işlem yapabilmek için;
a) Mera, 4342 sayılı Kanunun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle Belediye ve mücavir alan sınırları içersinde bulunmalıdır. Zira, bu tarih itibariyle köy sınırları içersinde bulunan veya bu tarihten sonra Belediye ve mücavir alan sınırları içersine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.
b) Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içersinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içersine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen «İmar Planından» maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani nazım, uygulama veya mevzi imar planıdır.
c) Meranın, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce var olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz.
d) Diğer bir koşul da; meranın, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.
Yukarıda belirtilen şartların varlığı duraksamasız saptanmadan Belediye ve diğer kamu ve kuruluşları adına tescil edilmiş meraların mülkiyeti bu kurum ve kuruluşlara bırakılamaz. Bu gibi yerler yasa uyarınca Hazine adına tescili gereken yerler olacağından, mahkemece 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi koşullarının varlığı veya yokluğu üzerinde yeterince durulmalıdır.
Bu ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında; davacı Hazine, dava konusu taşınmazın evveliyatının mera olduğunu, imar planının onayı ile mera vasfını kaybettiğini ileri sürerek Hazine adına tescilini istemiştir. Bu durumda mahkemece yapılan keşif yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında yeterli değildir. Yerinde şehir plancısı, ziraatçı bilirkişi ve harita mühendisi bulundurmak koşuluyla yeniden keşif yapılmalı, 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uygulama haritaları davalı belediyeden sağlanmalı ve bu haritalar kapsamına göre mera olan taşınmazın 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilen yerlerden olup olmadığı resmi deliller toplanarak ve bu tarihlere yakın tarihlerde çekilen hava fotoğraflarından da yararlanılarak 4342 Sayılı Mera Kanununun geçici 3.maddesindeki koşulların var olup olmadığı araştırılarak sonucu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, tüm bu yönler bir yana bırakılarak yetersiz araştırma ve incelemeyle istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 02.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy