(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.8.2010 gününde verilen dilekçeyle geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.5.2011 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 61 parsel sayılı taşınmazı yararına davalıya ait 50 parsel sayılı taşınmazdan Türk Medeni Kanununun 747 nci Maddesi hükmü uyarınca geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanaklarıyla birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit sebebiyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığıyla objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine sebep olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında: Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde iki alternatif incelenmiş, bunlardan birincisi aleyhine geçit kurulan 50 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfiyle işaretli 148 metrekarelik kesimi ile 60 parsel sayılı taşınmazın (C) harfiyle işaretli 152 metrekarelik kesimlerinden geçit kurulabileceği saptanmıştır. Mahkemece, davacının taşınmazının batısında ağaçlar bulunduğu (C) harfiyle işaretli kesimden geçit hakkı kurulması halinde davacının taşınmazının kuzeyindeki seraya geçişte ağaçların arasından geçmek zorunda kalacağı gerekçesi ile (A) harfiyle işaretli kesimin tercih edildiği belirtilmiş ise de; davacının taşınmazıyla aleyhine geçit kurulan 50 parsel sayılı taşınmaz arasında dere olduğu ve dere yatağının taş ve toprakla doldurulması gerektiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı gibi geçit hakları kurulurken mutlaka lehine geçit kurulan taşınmazın menfaatleri değil, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca her iki taşınmazın da menfaatleri nazara alınmalıdır. Mahkemece geçit kurulan yerin kullanılabilmesi için dere yatağının taş ve toprakla doldurulması halinde yağmur ve kar sularının burada birikerek çevre taşınmazlara zarar vereceği ve dereyi işlevsiz hale getireceğinden fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine uygun değildir. İkinci alternatif olarak gösterilen 60 parsel sayılı taşınmazın (C) harfiyle işaretli kesiminden geçit kurulması halinde geçit kesintisiz olarak kurulabileceğinden fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine daha uygundur.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, davacıya 60 parsel sayılı taşınmaz malikleri aleyhine eldeki davayla birleştirilmek üzere dava açması ya da usul ekonomisi açısından harcını da yatırmak suretiyle 60 parsel sayılı taşınmaz maliklerini davaya dahil etmesi için süre vermek ve sonucuna göre fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de nazara alınmak suretiyle bir karar vermek olmalıdır.
Açıklanan bu yön nazara alınmadan davanın kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; geçit hakkı bir tarım aracının geçebileceği genişlikte emsallerine göre 2.50-3.00 metre eninde geçit hakkı kurulması gerekirken gerekçesi de açıklanmadan 4.00 metre eninde geçit kurulması da yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarda açıklanan sebeplerle kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, 25.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy