MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.01.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalılardan ..., ..., Hazine vekili davanın reddini istemiş, davalılardan ..., ..., ... ise; davacıya, maliki oldukları taşınmazların üst kısmından yol verdiklerini, davaya diyeceklerinin olmadığını belirtmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; 15 sayılı parsel yararına 13 ve 14 sayılı parseller üzerinden fen bilirkişinin 13.05.2010 tarihli raporunda yeşil renkle gösterilen yerden geçit tesis edilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili ve ... vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit davalarında, geçit ihtiyacı içinde bulunan taşınmazın genel yola (kadastrol yola) bağlanması gerekir. Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan
13.05.2010 tarihli rapor ve krokide yeşil renkle gösterilen yerden kurulan geçitin kesintisiz olarak genel yola bağlanmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının 15 sayılı parseli ile genel yol arasında bulunan diğer parseller arasında da tescil harici alanlar mevcut olduğundan ve bu tür yerlerden geçit tesis edilemeyeceğinden bu davada kesintisiz olarak geçit kurulması mümkün bulunmadığından davanın reddi gerekir.
Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy