MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.06.2009 gününde verilen dilekçe ile tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, askı ilan süresi içerisinde kadastro mahkemesine verdiği 16.06.2008 tarihli dilekçe ile dava konusu 124 ada 2 sayılı parselin kadastro tespiti sırasında dayanak tapu kaydına göre noksan ölçüldüğünü, inşa etmiş olduğu binasının tespit dışı bırakıldığını iddia ederek evinin bulunduğu yerin adına tescilini istemiştir.
Kadastro mahkemesince, dava konusu edilen yerin tescil harici bırakıldığı ve tutanak tutulmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, karar temyiz edilmeden kesinleşerek dosya Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının tespit tarihinden dava tarihine kadar 20 yıl geçmedikçe kazanma koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın temyizi üzerine Dairemizce hüküm, davacının dayandığı tapu kaydı ve krokilerinin uygulanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, bu arada diğer müşterek malik ...’nın açtığı tescil davası da eldeki dava ile birleştirilmiş ve mahkemece bozmaya uyulmuş, tekrar mahallinde keşif yapılarak dayanak kayıtlar uygulanmış ve “hem asıl dosyada hem de birleşen dosyada davacıların davasının payları olan ... için 1/4, ... için 1/4,
payları ile sınırlı olarak kabulüne, fen bilirkişileri ...’ın 28.04.2010 tarihli raporunda ve krokisinde gösterilen A, B ve C ile işaretlenmiş 134.98 metre karelik kısmın kadastro çalışmalarında yol olarak tespit dışı bırakma işleminin iptaline,... Köyü 124 ada, 2 no’lu parsele eklenmesine ve bu şekilde davacıların payları ile sınırlı olarak tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.
Bu kez hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece verilen karar infaza elverişli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmaza bulunduğu yerdeki aynı ada son parsel numarası verilerek davacıların payları oranında tapuya tescile ve kalan payın da Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmelidir. İnfazda tereddüt oluşturacak şekilde kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakma işleminin iptali ile 2 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle hükmün BOZULMASINA, 12.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.